
Bir varmış bir yokmuş, şehrin en büyük bankasında Duygu adında neşeli bir bankacı yaşarmış. Duygu, her sabah erkenden kalkar, parlak mavi üniformasını giyer ve büyük bankanın kapısından içeri girermiş. Banka o kadar büyükmüş ki tavanı bulutlara değiyormuş ve her köşede yüzlerce kumbara sıralanmış. Ama Duygu'nun en sevdiği şey, müşterilere yardım etmek ve paralarını güvenle saklamakmış. O gün bankaya minik bir kız, Ela, annesiyle birlikte gelmiş. Ela'nın elinde rengarenk bir kumbara varmış ve içinde biriktirdiği on lira varmış. Duygu gülümseyerek Ela'ya 'Hoş geldin! Paranı bankama emanet etmek ister misin?' demiş.

Ela başını sallamış ama biraz endişeliymiş. 'Peki param burada güvende olacak mı?' diye sormuş. Duygu, 'Gel sana bankanın kalbini göstereyim,' demiş ve Ela'yı büyük bir odanın kapısına götürmüş. Oda, altın rengi bir ışıkla aydınlanıyormuş ve ortasında dev bir kumbara duruyormuş. Ama bu sıradan bir kumbara değilmiş; herkesin paralarını koruyan sihirli bir kumbaraymış. Duygu, 'Bu kumbaranın içinde ne kadar çok para olursa, o kadar çok ışık saçar ve herkesin yüzü güler,' diye açıklamış.

Tam o sırada bankanın zili çalmış ve içeri koşarak bir tavşan girmiş. Tavşan nefes nefese, 'Yardım edin! Havucumu kaybettim ve paramı da bulamıyorum!' demiş. Duygu hemen tavşana yaklaşmış, 'Merak etme, sana yardım ederiz. Paranı en son nerede gördün?' diye sormuş. Tavşan, 'Bankanın önündeki çiçekli bahçede zıplarken düşürmüş olabilirim,' demiş. Duygu ve Ela birlikte bahçeye çıkmışlar.
Bahçede rengarenk çiçekler açıyormuş ve kelebekler uçuşuyormuş. Ela, tavşanın üzgün olduğunu görünce ona sarılmış. 'Üzülme, her şey düzelecek,' demiş. Duygu, çiçeklerin arasını dikkatle aramış ve birden bir papatyanın altında parlayan bir şey görmüş. 'İşte burada!' diye bağırmış. O, tavşanın kaybettiği on liraymış. Tavşan çok sevinmiş ve teşekkür ederek havuçuna kavuşmuş.
Ela, Duygu'nun ne kadar dikkatli ve yardımsever olduğunu görmüş. 'Artık paramı bankana emanet edebilirim,' demiş ve kumbarasını Duygu'ya uzatmış. Duygu, Ela'nın parasını sihirli kumbaraya yatırmış. O anda kumbaradan bir ışık hüzmesi yükselmiş ve bankanın her yanına gülücükler yayılmış. Herkes mutlu olmuş. Duygu, 'Gördün mü? Paranı korumak sadece bir kumbara işi değil, kalbinle biriktirmek ve güvenmekle ilgili,' demiş.
O günden sonra Ela her hafta bankaya gelip birkaç lira biriktirmiş. Duygu ona bir hesap defteri vermiş ve her sayfayı mutlulukla doldurmuşlar. Tavşan da havuçlarından birini Duygu'ya hediye etmiş. Banka, artık sadece paraların değil, dostlukların ve güvenin de saklandığı sihirli bir yer olmuş. Ve Duygu, her akşam eve dönerken gökyüzünde parlayan yıldızlar kadar ışıltılı bir gün geçirdiğini bilerek uyumuş.