
Kışın en soğuk gecelerinden birinde, Pamuk adında beyaz tüylü bir tavşan, ormandaki kulübesinin penceresinden dışarıyı seyrediyordu. Gökyüzünde Aydede pırıl pırıl parlıyor, kar taneleri usul usul süzülüyordu. Pamuk, yün yumağını ve şişlerini aldı, yumuşak koltuğuna kuruldu. 'Bu gece çok özel bir işim var,' diye mırıldandı kendi kendine. Dışarıda, kulübenin hemen yanında, Pamuk'un üç gün önce birlikte yaptığı kardan adam duruyordu. Ona 'Beyaz Tüylü' adını vermişti çünkü tıpkı kendisi gibi bembeyazdı. Ama Pamuk, Beyaz Tüylü'nün soğukta üşüdüğünü düşünüyordu. Ona sıcacık bir atkı örmeye karar verdi.

Pamuk, şişleri hünerli patileriyle hareket ettirmeye başladı. Turuncu, mavi ve yeşil renkli yünler birbirine dolanıyor, ilmek ilmek uzun bir atkı oluşturuyordu. Örerken, Beyaz Tüylü ile nasıl tanıştıklarını hatırladı. Kar yağmaya başladığında, Pamuk dışarı çıkıp kocaman üç kar topu yuvarlamış, üst üste koymuştu. Kömürden gözler, havuçtan burun ve dallardan kollar eklemişti. O an, kardan adam sanki göz kırpmış gibi gelmişti Pamuk'a. O geceden beri, onun sessiz bir arkadaşı olmuştu. Pamuk, atkıyı örerken, 'Beyaz Tüylü'ye bu atkıyı sarınca, belki biraz daha canlı görünecek,' diye düşündü içinden.

Atkı uzadıkça uzuyordu. Pamuk ara sıra pencereden bakıp kardan adamı kontrol ediyordu. Derken, hafif bir rüzgar esip, Beyaz Tüylü'nün dallardan kolunu hareket ettirdi. Pamuk irkildi. 'Galiba bana el sallıyor!' diye sevindi. Bu, onu daha da heyecanlandırdı ve daha hızlı örmeye başladı. Aydede de pencereden içeri süzülen ışığıyla ona eşlik ediyor, adeta 'Aferin, Pamuk!' diyor gibiydi. Pamuk, atkıya özel bir desen eklemeye karar verdi: küçük, sevimli havuçlar ve yıldızlar. Bu, hem kendisini hem de geceyi temsil edecekti.
Sonunda, atkı tamamlandı! Pamuk, uzun, rengarenk, üzerinde havuç ve yıldız desenleri olan atkıyı gururla kaldırdı. O kadar uzundu ki, kulübenin bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyordu. Hemen kalın montunu ve botlarını giydi, atkıyı boynuna doladı (bir kısmını taşımak için) ve dışarı çıktı. Kar, ayaklarının altında cızırdıyor, Aydede onu aydınlatıyordu. Beyaz Tüylü, sakin sakin duruyor, kömür gözleriyle parlıyordu. Pamuk, 'Merhaba arkadaşım! Sana bir sürprizim var,' dedi neşeyle.
Pamuk, atkıyı dikkatlice kardan adamın boynuna sarmaya başladı. Atkı o kadar uzundu ki, Beyaz Tüylü'nün boynunu birkaç kez doladıktan sonra bile uçları yere kadar sarkıyordu. İşi bitince, geri çekilip bakındı. Beyaz Tüylü, rengarenk atkısıyla şimdi çok daha neşeli ve sıcak görünüyordu. Tam o sırada, mucizevi bir şey oldu. Aydede'den gümüşi bir ışık hüzmesi, kardan adamın üzerine düştü. Pamuk, Beyaz Tüylü'nün havuç burnunun hafifçe kıpırdadığını ve kömür ağzının bir gülümsemeye dönüştüğünü gördü. Sesi duymadı ama kalbinde sıcak bir his oluştu; sanki kardan adam minnettarlığını iletiyordu.
Pamuk, Beyaz Tüylü'nün yanına, karlara oturdu. Atkının bir ucunu kendi boynuna da doladı. İkisi de aynı atkıyı paylaşıyordu şimdi. Gökyüzündeki yıldızlara baktılar. Pamuk, kardan adama kış boyunca birlikte oynayacakları oyunlardan, anlatacağı masallardan bahsetti. Artık yalnız değildi; soğuk kış gecelerini ısıtan bir arkadaşı vardı. Aydede, bu dostluk manzarasını izleyerek daha da parladı. Pamuk, o gece, sıcak kulübesinde uykuya dalmadan önce, 'Dostluk, en soğuk geceleri bile ısıtır,' diye düşündü. Ve Beyaz Tüylü, bahara kadar erimeden, sıcacık atkısıyla ormanda neşeyle durmaya devam etti.