
Çok ama çok eski zamanlarda, Kumlar Diyarı adında, upuzun, sapsarı bir çöl varmış. Bu çöl, sıcacık kumları ve parlak güneşiyle güzelmiş ama bir sorunu varmış: çok susuzmuş! Toprağının derinlikleri, bir damla su için yanıp tutuşurmuş. Çölün adı Kumtane'ymiş. Kumtane, gökyüzüne bakıp, 'Keşke bana biraz su göndersen,' diye iç geçirirmiş. Ama gökyüzündeki bulutlar, çölün üzerinden hızla geçer, yağmurlarını uzak, yeşil ovalara bırakırlarmış. Kumtane, her gece Aydede'ye bakarak dilek tutarmış: 'Lütfen, benim de biraz yağmurum olsun.'

Bir gece, Aydede, Kumtane'nin üzüntüsünü fark etmiş. İncecik, gümüş ışıklarını çöle göndererek, 'Merak etme Kumtane,' demiş fısıldayarak. 'Senin için özel bir elçi göndereceğim.' Derken, gökyüzünden minik, ışıltılı bir damla süzülmüş. Bu, Yağmur Perisi'nin en meraklı damlası Damla'ymış. Damla, yumuşacık kumlara konmuş ve etrafına şaşkın şaşkın bakınmış. Kumtane, heyecanla, 'Hoş geldin! Seni burada görmek ne güzel!' demiş. Damla ise biraz ürkek, 'Ama ben burada duramam ki, çöller yağmuru tutmaz, hemen kaybolurum,' diye cevap vermiş.

Kumtane, hemen bir fikir bulmuş. 'Belki de biz bir anlaşma yapabiliriz,' demiş. 'Sen bana yavaş yavaş, nazikçe yağ, ben de senin için özel yerler hazırlayayım. Söz veriyorum, seni hemen yutup kaybetmem.' Damla, bu fikri çok ilginç bulmuş. Gökyüzüne, bulut annesine haber uçurmuş. Haberi alan Yağmur Perisi, önce şaşırmış, ama Aydede'nin de onayını alınca, 'Peki, bir deneyelim,' demiş. Böylece, Kumtane ile Yağmur arasında, Aydede'nin tanıklığında, tarihteki ilk 'Nazik Yağmur Anlaşması' yapılmış.
Ertesi gün, mucize gerçekleşmiş. Gökyüzünden, alışılmadık bir şekilde, incecik, yumuşak bir yağmur başlamış. Damlalar, koşmadan, zıplamadan, usul usul kumlara düşüyormuş. Kumtane de sözünü tutmuş. Kum tanecikleri, yağmur damlalarını hemen içine çekmek yerine, onları minik havuzcuklarda biriktirmeye başlamış. Derken, daha büyük bir mucize olmuş: ıslanan kumların arasından, minik, yeşil filizler başlarını çıkarmış! Çöl, ilk kez otlarla, küçük çiçeklerle tanışıyormuş. Damla ve diğer yağmur kardeşleri, bu manzarı görünce sevinçten havada dans etmişler.
Zaman geçtikçe, Nazik Yağmur Anlaşması harika işlemeye devam etmiş. Yağmur, çöle artık korkmadan geliyor, Kumtane de onu misafirperverlikle karşılıyormuş. Çölün bazı yerlerinde, yağmur suları birikerek küçük gölcükler oluşturmuş. Bu gölcüklerin etrafında palmiyeler büyümüş, renk renk çiçekler açmış. Hayvanlar da bu değişimi fark etmiş. Önce birkaç kelebek, sonra küçük kuşlar gelmiş. En sonunda, bir deve ailesi, bu yemyeşil vahayı bulup yerleşmiş. Kumtane artık yalnız ve susuz değil, neşeli ve canlı bir yermiş.
Aydede, her gece bu güzel dostluğu izlemekten büyük mutluluk duyuyormuş. Anlaşmanın yıldönümünde, Kumtane ve Yağmur Perisi, ona teşekkür etmek için özel bir kutlama hazırlamışlar. Çölün ortasındaki vahada, tüm hayvanlar, çiçekler ve hatta kum taneleri, Aydede'nin altında toplanmışlar. 'Teşekkürler Aydede!' diye hep bir ağızdan seslenmişler. 'Sayende, farklı olanlar bile nasıl arkadaş olur, birlikte güzellik yaratır öğrendik.' Aydede, gururla parlayarak, 'Asıl siz, sabır ve anlayış gösterdiniz,' demiş. 'Unutmayın, en kurak toprak bile, biraz sevgi ve işbirliğiyle bir cennete dönüşebilir.' O geceden sonra, Çölün Yağmurla Gizli Anlaşması, dünyadaki tüm doğa olaylarına örnek olmuş.