
Leo, gökyüzünü çok seven genç bir pilottu. Küçük, kırmızı bir uçağı vardı ve her gece bulutların arasında süzülmekten büyük keyif alırdı. Bir gece, ay ışığının olmadığı özel bir gecede, Leo gökyüzünde tuhaf bir şey fark etti. Yıldızlar her zamankinden daha parlaktı ve sanki yanıp sönüyorlardı. Merakla uçağını yıldızlara doğru çevirdi. Yaklaştıkça, yıldızların aslında bildiğimiz yıldızlar olmadığını gördü. Her biri, incecik zincirlerle asılı duran altın rengi fenerlerdi!

Leo, en parlak fenerin yanına yanaştı. Fenerin içinde minik, ışıldayan bir ateş böceği ailesinin dans ettiğini gördü. 'Merhaba!' diye seslendi minik bir ateş böceği. 'Biz Fener Bekçileriyiz. Her gece dünyayı aydınlatmak için çalışırız.' Leo şaşkınlıkla sordu: 'Peki bu fenerleri kim astı buraya?' Ateş böceği gülümseyerek anlatmaya başladı: 'Çok çok eski zamanlarda, gece karanlığından korkan çocuklar için, Bulut Dokumacıları adında nazik devler bu fenerleri yapmış. Onlar artık çok uzaklarda yaşıyor, ama fenerlerimiz her gece parlamaya devam ediyor.'

Leo, ateş böceklerine yardım teklif etti. Birlikte, sönmeye yüz tutmuş birkaç feneri yeniden aydınlattılar. Her fenerin farklı bir renkte parladığını keşfetti Leo: mavi fenerler denizcilere yol gösteriyor, yeşil fenerler ormandaki hayvanlara güven veriyor, sarı fenerler ise uyuyan çocuklara tatlı rüyalar getiriyordu. En özel fener ise gökkuşağının tüm renklerini içeriyordu ve bu fener yalnızca yardıma ihtiyacı olan biri olduğunda parlıyordu. O gece, tam da böyle bir fenerin yanıp söndüğünü gördüler.

Gökkuşağı fenerine doğru ilerlediler. Fenerin altında, kaybolmuş minik bir yarasa yavrusu ağlıyordu. Annesinden ayrı düşmüştü ve karanlıktan korkuyordu. Leo, yavru yarasayı kanatlarının üzerine aldı. Ateş böcekleri de gökkuşağı fenerini daha parlak yakarak onlara yol gösterdi. Bulutların arasında ilerlerken, yarasanın annesinin sesini duydular. Anne yarasa, yavrusunu görünce sevinçle kanat çırptı. Minik yarasa, Leo'ya teşekkür ederek annesine sarıldı. Gökkuşağı feneri, mutlulukla ışıl ışıl parlamaya başladı.

Sabahın ilk ışıkları gökyüzüne vurmaya başladığında, fenerler yavaş yavaş sönmeye başladı. Ateş böcekleri dinlenmek için fenerlerin içine çekildi. 'Her gece biz buradayız,' dedi ateş böceği Leo'ya veda ederken. 'Artık sen de bir Fener Dostusun. Sırrımızı saklayacağını biliyoruz.' Leo, evine doğru uçarken, artık gökyüzüne çok farklı bir gözle bakıyordu. O geceden sonra, her yıldızlı gecede, Leo penceresinden dışarı bakıp parlıyor mu diye kontrol ederdi. Bazen de uçağıyla havalanıp, uzaktan fenerlere el sallardı. Çünkü artık biliyordu ki, gökyüzündeki her bir ışık, dünyayı güzelleştirmek için çalışan minik dostların eseriydi.