
Uzun zaman önce, dünyanın en meraklı gezgini olan yaşlı Bay Rüzgar vardı. Bay Rüzgar'ın sihirli bir valizi vardı; bu valiz, ona kimsenin gidemediği yerlere gitme cesareti verirdi. Bir gece, ay ışığıyla aydınlanmış bir tepede dinlenirken, bir şey fark etti. Ay, yani ben, Aydede, onu gülümseyerek izliyordu. Bay Rüzgar, 'Aydede,' dedi yumuşak bir sesle, 'senin ışığın olmasa, gölgem bile beni takip edemezdi.' Sonra aklına harika bir fikir geldi. Ya gölgesini valizine koyabilseydi? Böylece, onu taşımak zorunda kalmadan, her zaman yanında olurdu! Bu fikirle gözleri parladı.

Ertesi sabah, Bay Rüzgar, gölgesini nasıl valizine koyacağını düşünmeye başladı. Önce, gölgesine kibarca seslendi: 'Sevgili gölge, biraz dinlenmek ister misin?' Gölge, elbette, cevap veremedi ama eğilip bükülmeye devam etti. Bay Rüzgar, valizini açtı ve onu tam güneşin altına yerleştirdi, böylece gölgesi valizin içine düşecekti. Ama gölge, valizin kenarına yapışıp kalıyor, içine girmek istemiyordu. Bu, Bay Rüzgar'ı biraz üzdü ama pes etmedi. Belki de sihirli bir yardıma ihtiyacı vardı. O gece, bana, Aydede'ye, bir dilek tuttu: 'Lütfen, gölgeme biraz cesaret ver, valizimde seyahat etmeyi öğrensin.'

Ben, Aydede, onun dileğini duydum ve yumuşak gümüş ışığımı gölgesinin üzerine gönderdim. O anda harika bir şey oldu! Gölge, valizin içine doğru kıvrılan ince, gümüşi bir duman gibi hareket etmeye başladı. Yavaş yavaş, tamamen valizin içine doldu ve valiz hafifçe parladı. Bay Rüzgar heyecanla valizi kapattı. Artık gölgesi yoktu ama valizinin içinde, onunla birlikte seyahat eden özel bir arkadaşı vardı. Valizi kaldırdığında, hiç ağır gelmedi; aslında, içi neşe dolu gibi hissediyordu. Yolculuğuna devam etti, artık güneş altında bile gölgesiz yürüyordu, bu da etrafındaki çocukların çok ilgisini çekti.
Günler geçtikçe, Bay Rüzgar, gölgesini valizde taşımanın bazı sürprizlerini keşfetti. Örneğin, sıkıldığında valiz hafifçe sallanıyordu. Yağmurlu bir günde, valizden minik gölge şekilleri çıkıp onun etrafında dans ediyor, onu eğlendiriyordu. Bir keresinde, kaybolmuş küçük bir sincap yavrusuna yardım ederken, valizden çıkan bir gölge ok işareti, onları sincabın evine götürdü. Bay Rüzgar, gölgesinin artık sadece bir iz değil, bir yol arkadaşı olduğunu anladı. Onunla konuşmaya başladı: 'Bugün nereye gitmek istersin, gölge arkadaşım?' Valiz, heyecanla titreyerek cevap veriyor gibiydi.
Ancak bir akşam, Bay Rüzgar bir nehir kenarında durdu ve kendi yansımasını gördü. Onsuz, biraz eksik hissediyordu. Gölgesi valizde güvendeydi, ama onun doğal bir parçası olduğunu hatırladı. Bana baktı ve 'Aydede,' dedi, 'sanırım gölgemi geri vermenin zamanı geldi. Onu çok seviyorum, ama o özgür olmalı.' Ben de gülümsedim. Valizi açtı ve yumuşak bir gümüş ışık, gölgeyi tekrar ayaklarının dibine bıraktı. Gölge hemen eski yerine, ona sıkıca sarılırcasına geri döndü. Bay Rüzgar, artık daha hafif ve daha mutlu hissediyordu. Gölgesini her zaman yanında taşıyabilirdi, ama şimdi onun değerini daha iyi biliyordu. Valizini kapattı, ama içi artık sevgi ve anılarla doluydu.
Bay Rüzgar, maceralarına devam etti, ama şimdi gölgesiyle birlikte. Bazen, özel anlarda, gölgesini valizine 'ziyaret' için koyardı, ama her zaman geri çıkarırdı. Onun hikayesi, ormanda ve kasabalarda yayıldı. Çocuklar ona 'Gölge Dostu Gezgin' demeye başladılar. Onlara, herkesin bir gölgesinin olduğunu, onun sadece bir iz değil, bir parçamız olduğunu anlattı. Ve ben, Aydede, her gece onları izler, gölgelerin sihirli dansını aydınlatırım. Bay Rüzgar'ın valizi hala onunla, artık gölgeler değil, ama topladığı neşe dolu anılarla dolu. Ve biliyor musun? Eğer bir gece ay ışığında dikkatli bakarsan, belki de kendi gölgenin sana gizlice gülümsediğini görürsün.