
Yağmur, Tavşan Mahallesi'ne usul usul yağıyordu. Mimar Tavşan Tontiş, penceresinden dışarıyı izliyordu. Tontiş, mahallenin en yaratıcı mimarıydı. Ama bugün, yağmurun damlalarını izlerken aklına olağanüstü bir fikir geldi. 'Yağmur damlaları öyle düz çizgiler halinde düşüyor ki,' diye mırıldandı, 'sanki görünmez bir merdivenin basamaklarını oluşturuyorlar!' Hemen masasına koştu, kalemini aldı ve defterine çizimler yapmaya başladı. Yağmurdan bir merdiven yapmanın planlarını çiziyordu. Bu, sadece su damlalarından oluşan, havada asılı duran sihirli bir merdiven olacaktı.

Ertesi gün, hava hâlâ bulutluydu ama yağmur yağmıyordu. Tontiş, mahallenin meydanına, yanında renkli şeffaf hortumlar, dev bir güneş şemsiyesi ve bir sürü küçük fan getirerek geldi. Diğer hayvanlar merakla etrafını sardı. 'Tontiş, bu garip aletlerle ne yapacaksın?' diye sordu tilki Fiko. Tontiş, gözlüğünü düzelterek gülümsedi: 'Gökten düşen yağmur damlalarını yakalayıp, onlardan görkemli bir merdiven yapacağım! Ama önce biraz yardıma ihtiyacım var.' Sincap Zıpzıp fındıkları, Kirpi Pıtır ise dikenleriyle yardım etmeyi teklif etti. Hep birlikte, Tontiş'in tasarımına göre aletleri yerleştirmeye başladılar.

Tontiş, planını anlatmaya başladı: 'Şu büyük şemsiyeyi ters çevirip gökyüzüne doğru tutacağız. Yağmur başladığında, damlalar şemsiyenin kenarından süzülüp bu renkli hortumlara akacak. Hortumların ucundaki küçük fanlar, damlaları yavaşça iterek onları havada belirli bir düzende asılı tutacak. Tıpkı bir dans gibi!' Tam o sırada, ilk yağmur damlaları düşmeye başladı. Herkes heyecanla yerini aldı. Tontiş komut verdi: 'Hadi başlayalım!' Zıpzıp şemsiyeyi tuttu, Fiko hortumları yönlendirdi, Pıtır da fanları çalıştırdı. İnanılmaz bir şey oldu; yağmur damlaları, renkli hortumların içinden geçip, fanların yarattığı hafif esintiyle yavaşça havada sıralanmaya başladı.
Bir süre sonra, göz alıcı bir manzara ortaya çıktı. Binlerce parlak yağmur damlası, birbirine yakın ama dokunmadan, havada basamak basamak sıralanmıştı. Güneş bulutların arasından çıkıp üzerlerine vurduğunda, her damla minik bir gökkuşağı gibi ışıldamaya başladı. Artık önlerinde, gökyüzüne doğru yükselen, ışıltılı ve renkli bir 'Yağmur Damlası Merdiveni' duruyordu. Tontiş, sevinçle zıpladı: 'İşte oldu! Gökkuşağı Merdiveni hazır!' Tüm hayvanlar hayranlıkla bu sihirli yapıya baktı. Merdivenin en alt basamağı yere yakındı. Fiko, dikkatle üzerine bastı. Damla, hafifçe titreşti ama dağılmadı. Sanki esnek ve sağlam bir basamak gibiydi!
Sıra merdiveni çıkmaya geldi. Önce en cesur olan Fiko çıktı. Bir basamak, iki basamak... Damlaların üzerinde yürümek, yumuşak bir buluta basmak gibiydi. Sonra Zıpzıp ve Pıtır da ona katıldı. Tontiş, en arkadan geliyor, tasarımının ne kadar harika çalıştığını gururla izliyordu. Merdiven onları, mahallenin üzerindeki bulutlara kadar götürdü. Bulutların üzerinde yürüdüler, şekillendirdiler, hatta bir bulutu minik bir kütüphane haline getirdiler! Oradan tüm mahalleyi görmek inanılmazdı. 'Bakın!' diye bağırdı Zıpzıp, 'Evimiz minicik görünüyor!' Yağmur merdiveni sayesinde, dünyaya yepyeni bir açıdan bakmayı öğrenmişlerdi.
Gün batımı yaklaşırken, yağmur durdu ve güneş iyice göründü. Yağmur damlalarından yapılan merdiven, yavaş yavaş buharlaşmaya başladı. Hayvanlar, bulutlardan aşağıya, güvenle inebildiler. Son damla da havada kaybolduğunda, herkes biraz hüzünlendi. Ama Tontiş gülümsedi: 'Üzülmeyin! Bu merdiven kalıcı değildi, çünkü doğanın bir parçasıydı. Ama onu birlikte yapabildiğimizi ve hayalimizi gerçekleştirdiğimizi asla unutmayacağız. Hem,' diye ekledi gözlerini kırparak, 'bir dahaki yağmurda, belki de bir yağmur köprüsü yaparız!' Tüm hayvanlar bu fikre sevindi. O gece, herkes rüyalarında rengarenk, ışıltılı merdivenlerde yürüdü. Tontiş ise defterine yeni tasarımlar çizmeye devam etti, çünkü biliyordu ki hayal gücü ve işbirliğiyle, imkansız gibi görünen şeyler bile mümkün olabilirdi.