
Çok ama çok eskiden, gökyüzünün en yumuşak, en kabarık bulutlarının üzerinde, kimsenin bilmediği küçük bir köy varmış. Bu köyde, 'Bulut Cüceleri' adında, minicik, sevimli mi sevimli yaratıklar yaşarmış. Hepsi bir karış boyundaymış, sakalları pamuk gibi beyazmış ve en sevdikleri şey, rengarenk şapkalar takmakmış. Bu cücelerin en büyük görevi, dünyadaki çocukların yüzünü güldürmek için gökkuşakları yapmakmış. Her sabah, Güneş Ana uyanıp gökyüzünü altın rengi ışıklarla boyamaya başladığında, cüceler de işe koyulurmuş. Liderleri, bilge Sakallı Maviş, uzun, mavi şapkasını düzeltip, 'Haydi çocuklar, bugünün gökkuşağı ekstra parlak olsun!' diye seslenirmiş.

Gökkuşağı yapmak hiç de kolay bir iş değilmiş. Önce, 'Renk Toplayıcılar' takımı, elindeki özel, ışık geçiren torbalarla uçarmış. Kırmızı rengini güllerin en kırmızısından, turuncuyu portakal bahçelerinin en olgunundan, sarıyı ayçiçeği tarlalarının en güneşlisinden toplarmış. Yeşil için ormanların derinliklerine, mavi için okyanusların berrak sularına, lacivert için gece yarısı gökyüzünün en parlak köşesine giderlermiş. Mor ise en özeliymiş; onu sadece dağların zirvesinde açan, nadir çiçeklerin tomurcuklarından toplarlarmış. Toplanan tüm renkler, bulut köyünün ortasındaki 'Gökkuşağı Kazanı'na dökülürmüş. Bu kazan, güneş ışığıyla ısıtılırmış ve içindeki renkler birbirine karışmadan, ışıl ışıl parlamaya başlarmış.

Renkler hazır olduğunda, sıra 'Kemer Ustaları'na gelirmiş. Bu cüceler, devasa, şeffaf fırçalar ve renkli ışıktan iplikler kullanırmış. En güçlü cüce olan Kırmızı Toprak, fırçayı kazanın içine daldırır, kıpkırmızı bir ışık hüzmesi çıkarırmış. Sonra, bulutun kenarına koşar ve fırçayı gökyüzüne doğru kocaman, kırmızı bir yay gibi sallarmış. Hemen arkasından Turuncu Turta, sarışın Sapsarı, ve diğerleri sırayla aynısını yaparmış. Her renk, bir öncekinin ucuna mükemmel bir şekilde bağlanırmış. En zor kısım, gökkuşağını gökyüzüne sabitlemekmiş. Bunun için 'Bulut Çivisi' denen özel bir araç kullanırlarmış. Cüceler, gökkuşağının her iki ucunu, sağlam bulutlara çakarak sabitler, böylece rüzgar onu sallayıp dağıtamasın diye çok dikkat ederlermiş.

Bir gün, çok tuhaf bir şey olmuş. Dünyada yağmur durmuş, gökyüzü sürekli bulutsuz ve açıkmış. Bu, Bulut Cüceleri için büyük bir sorunmuş çünkü gökkuşağı yapmak için hem güneş ışığına hem de su damlacıklarına ihtiyaçları varmış. Yağmur olmayınca, bulutlar da incelip dağılmaya başlamış. Köydeki herkes endişelenmiş. Küçük cüce Leylek, 'Ne yapacağız? Çocuklar gökkuşağı göremeyecek!' diye ağlamaya başlamış. Bilge Sakallı Maviş, uzun sakalını sıvazlayıp düşünmüş. 'Unutmayın,' demiş, 'en güzel gökkuşakları, zorluklardan sonra çıkar. Belki de yağmuru biz çağırmalıyız.' Cüceler, 'Yağmur Dansı' adını verdikleri, çok eski bir dansı hatırlamışlar. Hep birlikte, bulutların üzerinde zıplayıp, şarkı söyleyip, renkli şapkalarını sallamaya başlamışlar.

Dans ettikçe, şapkalarından minik, renkli ışık parçacıkları yükselmeye başlamış. Bu ışıklar, gökyüzünde toplanıp, yeni, kabarık bulutlar oluşturmuş. Dans daha da hızlanınca, bu yeni bulutlar birbirine çarpmış ve 'Güm! Güm!' diye gür sesler çıkarmış. Bu, gökyüzünün kahkahasıymış! Ve sonra, sevinçten gözyaşı damlaları gibi, ilk yağmur damlaları düşmeye başlamış. Cüceler sevinçle bağırmış. Hemen işe koyulup, o günkü gökkuşakları için en taze, en berrak su damlacıklarını toplamışlar. Yaptıkları gökkuşağı, o kadar parlaktı, o kadar canlıydı ki, tüm dünyadaki çocuklar hayranlıkla gökyüzüne bakmış. Hatta, gökkuşağının altında durup, içinden geçenler, cücelerin minik kahkahalarını duyduklarını söylemişler.

O günden sonra, Bulut Cüceleri bir şey daha öğrenmiş: Güzellik yaratmanın sırrı, sadece renkleri karıştırmak değil, biraz da sihir, biraz da ekip çalışması ve asla pes etmemekmiş. Yağmurlu ve güneşli her günden sonra, dünyanın bir köşesinde mutlaka bir gökkuşağı belirirmiş. Bazı geceler, Aydede gökyüzüne çıktığında, onlara el sallar, 'İyi iş çıkardınız, küçük dostlar!' dermiş. Cüceler de, gündüz yorgunlukla uyurken, geceleri Ay'ın gümüş ışığında parıldayan, özel 'Aykuşağı'ları yapmayı hayal ederlermiş. Ve belki de, sen bir gün gökyüzünde alışılmadık derecede parlak bir gökkuşağı görürsen, bil ki o, Bulut Cücelerinin senin için özel olarak biraz daha özenerek, biraz daha sevgi katarak yaptığı bir gökkuşağıdır.