
Ormanın en neşeli sincabı Fındık, bir sabah uyandığında gökyüzünün rengarenk bir kemerle süslendiğini gördü. Bu, daha önce hiç görmediği kadar parlak ve canlı bir gökkuşağıydı! Merakla ağacının tepesine tırmandı ve gökkuşağının tam ormanın üzerine, hatta sanki en yakın tepesine değiyormuş gibi durduğunu fark etti. Fındık'ın kalbi heyecanla çarptı. Acaba gökkuşağının üzerinde yürünebilir miydi? Bu düşünceyle, en hızlı koşuşuyla gökkuşağının indiği tepeye doğru yola koyuldu. Yolda, en iyi arkadaşı Ceviz kirpiyi gördü ve ona bu harika keşfinden bahsetti. Ceviz biraz şüpheliydi ama Fındık'ın heyecanına dayanamayıp ona katılmaya karar verdi.

Tepede, gökkuşağının gerçekten de yere değdiği yere vardıklarında, inanılmaz bir manzarayla karşılaştılar. Gökkuşağı, yumuşak, ışıltılı bir kaydırak gibi görünüyordu! Fındık, cesaretini toplayıp hafifçe dokundu. Yüzeyi serin ve pürüzsüzdü, tıpkı bir buz pisti gibi, ama erimiyordu ve rengarenk ışıltılar saçıyordu. 'Haydi, kayalım!' diye heyecanla bağırdı Fındık. Önce biraz tereddüt eden Ceviz, Fındık'ın neşesine kapıldı ve birlikte bu büyülü kaydırağa oturdular. Yavaşça kaymaya başladıklarında, etraflarında renkler dans ediyor, yumuşak bir rüzgar yanaklarını okşuyordu. Kaydıkça, her renk geçişinde farklı bir his yaşadılar; kırmızıda sıcaklık, turuncuda neşe, sarıda enerji...

Gökkuşağı kaydırağı onları ormanın daha önce hiç görmedikleri bir köşesine, gizli bir çayırlığa indirdi. Burası, etrafı rengarenk çiçeklerle ve ışıldayan böceklerle doluydu. Çayırın ortasında, minik bir gölcük vardı ve gölcüğün suyu, gökkuşağının tüm renklerini yansıtıyordu. Burada, gölcüğün kenarında, bilge görünüşlü yaşlı bir kaplumbağa oturuyordu. Adı Moli'ydi. Moli, gökkuşağı kaydırağının sırrını biliyordu. Onlara, bu kaydırağın aslında 'Neşe Işınları' olduğunu, ancak gerçekten neşe dolu ve meraklı kalpler tarafından görülüp kullanılabileceğini anlattı. 'Her kayışınızda, biraz neşenizi kaydırağa bırakıyorsunuz, o da size renkler ve harika bir yolculuk olarak geri veriyor,' dedi Moli gülümseyerek.
Fındık ve Ceviz, Moli'nin sözlerini dinledikten sonra, bu harika kaydırağı diğer orman dostlarıyla da paylaşmak istedi. Birlikte tüm ormanı dolaşıp bülbülü, tavşanı, baykuşu ve hatta utangaç kirpi ailesini bile bu gizli tepeye davet ettiler. Başta bazıları şaşırdı, hatta korktu, ama Fındık'ın anlattığı neşe dolu hikaye ve Ceviz'in güven veren sözleriyle hepsi denemek için sıraya girdi. O gün, ormanda bir neşe şöleni yaşandı. Her hayvan, gökkuşağı kaydırağından kayarken kahkahalar attı, şarkılar söyledi. Renkler daha da parladı, sanki onların mutluluğuyla besleniyordu.
Gün batımı yaklaşırken, gökkuşağı yavaş yavaş solgunlaşmaya başladı. Moli, bunun doğal olduğunu, neşe kaydırağının dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ama asla tamamen kaybolmadığını, sadece gözlerden gizlendiğini ekledi. 'Yeter ki kalbinizde neşe ve merak olsun, o her zaman oradadır,' dedi. Fındık ve arkadaşları, yorgun ama çok mutlu bir şekilde evlerine döndüler. O gece, Fındık yuvasında, penceresinden gökyüzüne baktı. Yıldızlar parlıyordu. Artık biliyordu ki, bir dahaki gökkuşağında, yine harika bir macera onları bekliyor olacaktı. Ve belki de, bir sonraki sefer kaydırağın nereye çıkacağını keşfederlerdi. Uykuya dalarken, renkli rüyalar gördü.