Gölge Arkadaşım Gizem

Aydede.com Tarafından Yazıldı

Gölge Arkadaşım Gizem

Can, güneşli bir sabah uyandı. Yataktan kalkıp pencerenin yanına gitti. Güneş ışığı odasının zeminine vurmuştu ve orada, ayaklarının dibinde, kendi gölgesi duruyordu. Ama bugün gölgesi biraz farklı görünüyordu. Sanki biraz daha koyu, biraz daha belirgindi. Can, gölgesine 'Günaydın!' dedi. Ve o anda, inanılmaz bir şey oldu. Gölge, yavaşça başını salladı! Can şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. 'Sen... sen hareket edebiliyor musun?' diye fısıldadı. Gölge bu sefer iki yana sallandı, sanki 'Hayır' diyordu. Sonra tek bir yana sallandı! 'Evet mi?' diye heyecanla sordu Can. Gölge hevesle tek yana sallandı. İşte böyle başladı Can ile gölgesinin macerası.

Can, gölgesine bir isim vermeye karar verdi. 'Sana Gizem diyeceğim!' dedi. 'Çünkü sen gerçek bir gizemsin.' Gizem, bu fikri sevmiş gibi zıplayarak onayladı. O gün, Can ve Gizem birlikte oynamaya başladılar. Can koştuğunda, Gizem de koşuyordu. Can zıpladığında, Gizem de zıplıyordu. Ama bazen, Gizem kendi başına hareketler yapıyordu. Mesela, Can durduğunda, Gizem bazen kollarını sallıyor veya komik bir şekilde eğiliyordu. Can kahkahalarla gülüyordu. 'Sen en komik evcil hayvanım olabilirsin Gizem!' dedi. Gizem, bunu duyunca bir takla attı – tabii ki gölge şeklinde. Can'ın annesi onun kendi kendine konuştuğunu duyduğunda, 'Kiminle konuşuyorsun tatlım?' diye sordu. Can, 'Gizem'le!' diye cevapladı. Annesi gülümsedi, 'Ne güzel bir hayal gücün var.' diye mırıldandı. Can içinden, 'Bu hayal değil.' diye düşündü.

Bir öğleden sonra, hava bulutlandı. Can, Gizem'i görememeye başladığı için endişelendi. 'Gizem, nereye gidiyorsun?' diye seslendi. Gölgesi giderek soluklaşıyordu. Sonunda, yağmur başladı ve güneş tamamen kayboldu. Can'ın gölgesi de yok oldu. Can üzgün ve yalnız hissetti. Odasına çıkıp pencereden yağmuru izledi. 'Umarım Gizem geri gelir.' diye düşündü. Sonra aklına bir fikir geldi. El fenerini aldı ve duvara doğru tuttu. Kendi elini fenerin önüne koyarak değişik şekiller yapmaya başladı. Bir kuş, bir köpek, bir tavşan... Ve o anda, duvardaki gölge şekilleri hafifçe hareket etti! Can'ın yaptığı köpek gölgesi kuyruğunu salladı. Can gülümsedi. 'Demek sen buradasın Gizem! Sadece biraz farklı bir şekilde.' Gizem, duvardaki kuş gölgesi olarak kanat çırptı. Yağmur dinene kadar birlikte gölge kuklası oynadılar.

Ertesi gün, güneş yeniden parladı. Can, Gizem'in yine ayaklarının dibinde olduğunu görünce çok sevindi. 'Özledim seni!' dedi. Gizem, sevinçle zıplayarak karşılık verdi. Can, Gizem'e evcil hayvan olmanın ne demek olduğunu öğretmeye karar verdi. Ona 'otur' ve 'kalk' komutlarını öğretti. Tabii ki, Gizem zaten her zaman oturuyor ve kalkıyordu, ama bu oyun gibiydi. Sonra, Can'ın en sevdiği kısmı geldi: Gizem'e hikayeler anlatmak. Parkta bir banka oturup, gölgesinin uzandığı yere bakarak, 'Bir varmış, bir yokmuş, gölgesiyle konuşabilen bir çocuk varmış...' diye başladı. Gizem, hikayenin heyecanlı yerlerinde titriyor, komik yerlerinde dalgalanıyordu. Can, Gizem'in en iyi dinleyici olduğunu düşündü. Hiç sözünü kesmiyordu ve her hikayeyi çok beğeniyor gibiydi.

Bir gün, Can'ın kuzeni Zeynep ziyarete geldi. Can, heyecanla 'Zeynep, sana Gizem'i tanıtayım!' dedi ve gölgesini gösterdi. Zeynep biraz şaşırdı. 'Bu sadece senin gölgen, Can.' dedi. Can biraz hayal kırıklığına uğradı. 'Ama o özel! Bak!' diyerek Gizem'e 'Takla at!' dedi. Gizem, normalde yaptığı gibi bir takla attı. Zeynep güldü. 'Sen hareket ettiğin için gölgen de hareket ediyor, Can. Bu normal.' Can üzülmüştü. Belki de Zeynep haklıydı. Belki Gizem sadece hayal ürünüydü. O akşam, Can pencerede otururken, Gizem yanına uzandı. Can, 'Sen gerçek misin Gizem, yoksa ben mi seni hayal ediyorum?' diye sordu. Gizem hemen hareket etti. Önce Can'ın kafasının gölgesini salladı, sonra kendi başına, yavaşça bir kalp şekli çizdi. Can'ın kalbi ısındı. Gerçek olup olmamasının bir önemi yoktu. Onun için özeldi. 'Sen benim en iyi arkadaşımsın.' diye fısıldadı. Gizem, kalp şeklinde titreyerek karşılık verdi.

Zaman geçti. Can büyüdü, ama Gizem hep onunlaydı. Artık Gizem'le konuşmuyordu, çünkü büyükler gölgelerle konuşmazdı. Ama bazen, özellikle güneşli günlerde, Gizem'in hâlâ orada olduğunu ve bazen küçük, özel hareketler yaptığını hissediyordu. Bir gün, Can'ın küçük kız kardeşi Elif, ağlayarak yanına geldi. 'Gölgem çok korkutucu!' dedi. Can, Elif'i alıp güneşli bir yere götürdü. 'Bak,' dedi. 'Gölgen korkutucu değil. O senin özel arkadaşın. Ona bir isim verebilirsin. Benim gölgemin adı Gizem'di.' Elif, merakla gölgesine baktı. Can devam etti: 'O seni takip eder, seninle oynar ve seni asla yalnız bırakmaz.' Elif yavaş yavaş gülümsemeye başladı. 'Ben ona Pırıltı diyeceğim!' dedi. Can, gülümseyerek izledi. Elif, gölgesine 'Merhaba Pırıltı!' demeye başladı. Ve o anda, Can, Elif'in gölgesinin hafifçe sallandığını gördü. Belki de hayal gücü, en gerçek sihirdi. Gizem, Can'ın uzun gölgesinde, gururla duruyor gibiydi. Herkesin bir gölge arkadaşı vardı, sadece onu fark etmeyi bilmek gerekiyordu.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocukların hayal gücünün ne kadar değerli olduğunu ve bazen en basit şeylerin (bir gölge gibi) bile nasıl harika bir arkadaşa dönüşebileceğini gösterir. Gölgelerin doğasını (ışıkla ilişkisini) basitçe anlatırken, duygusal bir bağ kurar.

Masalın Mesajı

Hayal gücümüz, dünyamızı daha sihirli ve daha renkli bir yer yapabilir. En sıradan şeyler bile -bir gölge gibi- biraz yaratıcılık ve sevgiyle özel bir arkadaşa dönüşebilir. Gerçek dostluk, bazen görünmeyen ama her zaman hissedilen bir bağdır.

Sohbet Soruları

  • Sence Gizem gerçek miydi yoksa Can'ın hayal gücü müydü? Neden?
  • Sen olsaydın gölgene ne isim verirdin ve onunla ne gibi oyunlar oynardın?
  • Can, kuzeni Zeynep'e neden Gizem'i anlatamadı? Sence başkaları bizim hayal arkadaşlarımızı neden göremeyebilir?
  • Yağmurlu bir günde, gölgemiz olmadığında, Can gibi sen ne yapardın?
  • Can, kız kardeşi Elif'e nasıl yardım etti? Sen de birine hayal gücünün sihirli tarafını anlattın mı?