
Uzun zaman önce, yıldızların en parlak ışıltısının dünyaya dokunduğu bir gecede, küçük bir bebek dünyaya geldi. Adını Zeren koydular. Zeren'in doğduğu andan itibaren, etrafa yayılan sihirli bir gülüşü vardı. Bu gülüş, sıcacık bir güneş gibiydi; onu gören herkesin yüzünde bir tebessüm belirirdi. Ancak, Zeren büyüdükçe, ailesi ilginç bir şey fark etti: Ne zaman Zeren kahkahalar atsa, evdeki pusulanın ibresi deli gibi dönmeye başlıyordu! Önce bunun bir tesadüf olduğunu düşündüler, ama her seferinde aynı şey olunca, Zeren'in gülüşünün sihirli bir etkisi olduğunu anladılar.

Bir gün, Zeren'in ailesi onu büyükannesinin evine götürdü. Büyükanne, bilge ve deneyimli bir kadındı. Pusulanın döndüğünü görünce gözleri parladı. 'Ah,' dedi yumuşak bir sesle, 'Bu bebeğin gülüşü, yönleri şaşırtan bir neşe sihri taşıyor. Belki de bu, bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlatmak içindir.' O akşam, aile büyükannenin bahçesinde otururken, Zeren kahkaha attı ve pusula tekrar dönmeye başladı. Bu sefer, pusula ibresi rüzgarla dans eden yaprakları işaret ediyor gibiydi. Büyükanne, 'Belki de pusula bize yeni yollar göstermeye çalışıyor, eski yolları değil,' diye fısıldadı.

Zeren büyüdükçe, gülüşünün etkisi daha da ilginçleşti. Bir gün, kaybolan bir kedi yavrusunu arayan komşu çocuğa yardım etmek için ormana gittiler. Çocuk endişeliydi, pusulası da düzgün çalışmıyordu. Zeren, kediyi bulma umuduyla güldü ve aniden, pusulanın ibresi beklenmedik bir yöne, küçük bir çalılığa doğru saptı. Oraya baktıklarında, kedi yavrusunu uyurken buldular! Gülüşü, pusulayı 'doğru' yöne, yani kalbin gösterdiği yöne çevirmişti. Bu, herkesi şaşırttı ve sevindirdi.
Zamanla, köydeki herkes Zeren'in sihirli gülüşünü duydu. Kimileri başta korktu, çünkü pusulaların düzgün çalışmaması onları tedirgin etti. Ama Zeren'in ailesi, onun gülüşünün aslında insanlara içlerindeki yolu bulmalarına yardım ettiğini anlattı. Bir gün, köyün en yaşlı haritacısı, Zeren'i ziyaret etti. Pusulası dönerken, 'Belki de bu bebek, bize gerçek yolculukların haritalarda değil, kalplerde olduğunu öğretiyor,' dedi. Zeren güldü ve pusula, haritacının yıllardır kayıp olan en sevdiği kalemini gösterdi, ki bu da duygusal bir an yaşattı.
Zeren büyüdü, ama gülüşünün sihri hiç azalmadı. Artık, insanlar ona 'Pusula Gülücüğü' diyorlardı. Ne zaman biri kaybolsa veya kararsız kalsa, Zeren'in yanına gelir, onun kahkahalarıyla pusulaların dönüşünü izlerdi. Bu, onlara sabit fikirlerden kurtulup yaratıcı çözümler bulmalarını sağlardı. Zeren, büyüdüğünde bir gezgin oldu, ama asla geleneksel pusula kullanmadı. Onun yerine, gülüşünün rehberliğinde, dünyayı keşfetti ve her gittiği yere neşe getirdi. Ve o gece, Aydede gökyüzünde parladı, Zeren'in sihrinin aslında evrenin sevgi dolu bir armağanı olduğunu hatırlattı.