
Uzaklarda, yemyeşil tepelerin arasında Gümüş Değirmen adında özel bir değirmen varmış. Bu değirmen, bildiğimiz buğdayları öğütmezmiş. Onun kanatları, geceleri parlayan gümüş rengindeymiş ve sadece yıldız tozu ile çalışırmış. Değirmenin bekçisi ise meraklı bir çocuk olan Deniz'miş. Deniz, her gece yıldızların en parlak olduğu saatte uyanır, değirmenin kanatlarının yavaşça dönmeye başlamasını izlermiş. Yıldız tozu, gökyüzünden incecik, ışıltılı bir sis gibi süzülür, değirmenin özel haznesine dolarmış. Bu toz, dokununca serin ve yumuşacıkmış, avuçta hafifçe titreşirmiş.

Bir gece, gökyüzü alışılmadık derecede bulutluymuş. Yıldızlar görünmüyormuş ve yıldız tozu yağmuru da durmuş. Deniz endişeyle değirmenin kanatlarına bakmış. Kanatlar hareketsiz, sessizce duruyormuş. "Yıldız tozu olmazsa değirmen çalışmaz," diye düşünmüş Deniz. O zaman, değirmenin yanındaki yaşlı, bilge baykuş Pırıltı kanatlarını çırparak yanına konmuş. "Deniz," demiş yumuşak bir sesle, "Yıldız tozu sadece gökyüzünden gelmez. Kalbi temiz ve yardımsever olanların yaptığı iyilikler de minik yıldız tozları yaratır. Belki de onları toplayabiliriz."

Deniz, Pırıltı'nın sözlerini dinleyerek ertesi gün köye inmiş. Önce, komşusu yaşlı Nine'nin ağır market torbalarını taşımasına yardım etmiş. Nine teşekkür ettiğinde, Deniz avucunda minik, ışıltılı bir toz tanesi hissetmiş. Sonra, okul bahçesinde düşüp ağlayan küçük bir kızın elini tutup onu teselli etmiş. Kız gülümsediğinde, bu sefer cebinde hafif bir ısı ve parıltı duymuş. Akşama doğru, kaybolan yavru kediyi ağacın dalından indirip annesine kavuşturmuş. Her iyilikten sonra, sanki görünmez bir hazine birikiyormuş cebinde.
Akşam olup Deniz değirmene döndüğünde, Pırıltı onu bekliyormuş. "Şimdi, kalbinin topladığı iyilik tozlarını değirmenin haznesine boşalt," demiş. Deniz, cebindeki görünmez hazineyi dikkatle değirmenin gümüş haznesine dökmüş. O anda, harika bir şey olmuş. Haznenin içi, minik yıldızlar gibi parlamaya başlamış. İyilik tozları, gerçek yıldız tozuna dönüşmüş! Yavaşça, değirmenin gümüş kanatları harekete geçmiş. Önce bir çıtırtı, sonra yumuşak bir uğultu duyulmuş. Kanatlar, bulutlu gökyüzüne rağmen ışık saçarak dönmeye başlamış.
Değirmen çalıştıkça, etrafa sihirli bir toz yaymış. Bu toz, solan çiçeklerin canlanmasını, üzgün hayvanların neşelenmesini sağlarmış. Köydeki herkes o gece pencerelerinden gümüş değirmenin ışığını görmüş ve içleri huzur dolmuş. Deniz, artık yıldız tozunun sadece gökyüzünden gelmediğini öğrenmiş. En büyük yıldız tozu kaynağının, insanların birbirine yaptığı iyilikler olduğunu anlamış. O günden sonra, bulutlu gecelerde bile endişelenmezmiş. Çünkü kalbinde hep biraz iyilik tozu biriktirmenin yolunu biliyormuş. Gümüş Değirmen, iyilikler sayesinde hep dönmeye devam etmiş.