Gümüş İplikli Ayakkabı Ustası ve Kaybolan Geceler

Aydede.com Tarafından Yazıldı

Gümüş İplikli Ayakkabı Ustası ve Kaybolan Geceler

Çok ama çok eski zamanlarda, gökyüzünde yaşayan çok özel bir usta vardı. Adı Aydede'ydi. Aydede, gecenin kralı değil, onun en maharetli terzisiydi. Ama kumaş değil, ışık dikerdi. Bulutlardan, yıldız tozlarından ve gümüşi ay ışığından en güzel ayakkabıları o yapar, sonra da onları geceye giydirirdi. Her akşam, güneş uykuya dalıp gökyüzü laciverte büründüğünde, Aydede çalışmaya başlardı. Kocaman, yumuşacık bir bulutun üzerine kurulur, eline sihirli gümüş iğnesini ve parlayan ay ışığı ipliğini alır, 'tik tak, tik tak' sesleri eşliğinde ayakkabılarını dikmeye koyulurdu. Diktiği ayakkabılar öyle hafif, öyle yumuşaktı ki, gecenin ayakları hiç üşümez, hiç yorulmazdı.

Bir gece, çok tuhaf bir şey oldu. Aydede, en güzel ayakkabısını dikmek üzereydi. Üzerine küçük yıldızlar işleyeceği, özel bir gece ayakkabısıydı bu. Fakat, sihirli gümüş ipliğinin bittiğini fark etti! İplik yumağı, belki de meraklı bir rüzgarın oyunuyla, bulutun kenarından aşağıya, sessiz ve karanlık Dünya'ya doğru yuvarlanıp kaybolmuştu. Aydede çok şaşırdı. İpliği olmadan geceyi giydiremezdi. Gecenin ayakları çıplak kalırdı ve bu, yıldızların pırıltısını söndürebilir, her şeyi kapkaranlık yapabilirdi. Hemen harekete geçmeliydi. İpliğini bulmak için, ilk defa, bulutundan ayrılıp aşağılara, Dünya'ya doğru süzülmeye başladı.

Aydede, bir ışık topu gibi yavaşça alçaldı ve sessiz bir köyün kenarındaki büyük bir meşe ağacının tepesine indi. Etraf çok karanlıktı. İpliğinin parlak izini arıyordu. O sırada, ağacın altındaki küçük bir kulübeden hıçkırık sesleri geldi. Merakla aşağı baktı. Küçük bir kız, Lena, pencerenin önünde oturmuş, karanlığa bakıp ağlıyordu. Yanında, topal bir ayakkabı duruyordu. Aydede'nin yüreği sızladı. Usulca, Lena'nın penceresinin önünde belirdi. 'Merhaba küçük dostum,' dedi yumuşak bir sesle. 'Neden bu kadar geç vakitte uyanıksın ve neden üzgünsün?' Lena, gözlerini silerek, topal ayakkabıyı gösterdi. 'Yarın okulun ilk günü. Ama ayakkabım kırıldı. Onsuz gidemem ve bu beni çok üzüyor.'

Aydede bir an düşündü. Kaybolan ipliği hala arıyordu, ama önünde üzgün bir çocuk vardı. Sonra, gözü pencerenin kenarında bir şeye takıldı. Parlayan gümüş iplik! İpliğinin bir ucu tam da orada, çiçek saksısının dibinde dolanmıştı. İçi ferahladı. 'Şanslı günündesin Lena,' dedi gülümseyerek. 'Ben tam da ayakkabı dikmekte üstüme yoktur. Hem senin ayakkabını tamir edeyim, hem de kayıp ipliğimi geri alayım.' Lena'nın gözleri büyüdü. Aydede, ipliğini aldı ve sihirli iğnesine geçirdi. Kırık ayakkabıyı eline aldığında, ayakkabı yumuşacık bir ışıkla parladı. Aydede'nin iğnesi hızla hareket etti, 'tik tak, tik tak'. Sadece birkaç dakika içinde, ayakkabı eskisinden daha sağlam, daha güzel olmuştu. Üzerinde, minik ay ve yıldız şekilleri bile vardı.

Lena, yepyeni ayakkabısını giydi ve ayağa kalktı. Ayakkabı öyle rahattı ki, sanki bulutlarda yürüyor gibi hissetti. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Aydede'ye sarıldı. 'Teşekkür ederim Aydede! Artık hiç üzülmüyorum!' Aydede de çok mutluydu. İpliğini bulmuş, hem de bir çocuğun kalbindeki karanlık bulutu dağıtmıştı. O anda, ipliğin diğer ucunun gökyüzüne doğru uzandığını gördü. İplik, onu tekrar evine, çalışma yerine götürecek bir yol gibiydi. Lena'ya veda etti ve parlak ipliği tutarak, yavaşça yükselmeye başladı. Lena, pencereden onu seyretti. Aydede, gökyüzünde giderek küçülen parlak bir nokta oldu ve nihayet, ayın yanındaki bulutuna geri döndü.

Aydede, zamanında bulutuna ulaştı. Hemen çalışmaya koyuldu. O gece diktiği ayakkabı, tüm zamanların en güzel, en parlak ayakkabısı oldu. Çünkü içinde bir çocuğun teşekkürü ve sevinci de dikiliydi. Gecenin ayakları o ayakkabıyı giyindiğinde, gökyüzü olağanüstü bir şekilde parladı. Yıldızlar daha bir neşeyle kırpıştı, ay daha sıcak bir ışıkla etrafı aydınlattı. Aşağıda, Lena penceresinden bu muhteşem manzarayı izledi ve içi huzurla doldu. O günden sonra, Aydede bazen ipliğini bilerek biraz sarkıtır. Çünkü bilir ki, o iplik sadece bir ayakkabıyı değil, belki de bir kalpteki küçük bir karanlığı dikip tamir etmeye yardım edebilir. Ve sen de gökyüzüne baktığında, özellikle parlak bir gecede, o gümüş ipliğin pırıltısını görebilirsin.

Ebeveyn Notu

Sevgili ebeveyn/bakım veren, bu masal, yardımlaşmanın, nezaketin ve küçük bir iyiliğin nasıl büyük bir güzellik yaratabileceğinin hikayesidir.

Masalın Mesajı

En basit iyilik bile, tüm gökyüzünü aydınlatacak bir ışık olabilir.

Sohbet Soruları

  • Sence Aydede ipliğini bulamasaydı, Lena'ya nasıl yardım edebilirdi?
  • Lena'nın yerinde sen olsaydın, Aydede'ye teşekkür etmek için ne yapardın?
  • Gökyüzüne baktığında, Aydede'nin başka neler yapıyor olabileceğini hayal ediyorsun?