
Göklerin en parlak sakinlerinden biri olan Ay Dede, o gece bir türlü uyuyamıyordu. Normalde geceleri dünyayı gümüş ışığıyla aydınlatır, sonra da bulutların yumuşak yastıklarında derin bir uykuya dalardı. Ama bu gece farklıydı. Bir türlü gözlerini kapatamıyor, zihni dönüp duruyordu. 'Acaba yıldızları doğru saydım mı?' diye düşünüyor, sonra 'Bulutlar yeterince beyaz mı?' diye endişeleniyordu. Bu uykusuzluk onu hem yorgun hem de biraz mutsuz ediyordu. Işığı normaldeki gibi parlak ve neşeli değil, soluk ve titriyordu.

Ay Dede'nin bu halini ilk fark eden, en yakın komşusu Küçük Yıldız oldu. Küçük Yıldız, her gece Ay Dede'nin yanında parıldardı. 'Ay Dede, senin ışığın neden bu gece böyle soluk?' diye sordu merakla. Ay Dede içini çekti, 'Uyuyamıyorum küçük dostum. Gözlerimi bir türlü kapatamıyorum. Sanki içimde bir sürü düşünce dönüp duruyor.' Küçük Yıldız hemen diğer yıldızları topladı. Hep birlikte düşünmeye başladılar. 'Belki ona bir ninni söyleyebiliriz' dedi biri. 'Ya da sıcak bir ay ışığı çayı yapabiliriz' diye ekledi diğeri.

Tam o sırada, ağaçların arasından Bilge Baykuş geldi. Baykuş, geceleri her şeyi görür ve bilirdi. 'Uykusuzluk ciddi bir mesele' dedi yumuşak bir sesle. 'Ama yalnız değilsin Ay Dede. Hepimiz sana yardım etmek isteriz.' Baykuş, tüm gece kuşlarını topladı: bülbüller, cırcır böcekleri, hatta uzaktaki ateş böceklerini. 'Hep birlikte ona bir uyku şarkısı söyleyelim' diye önerdi. Böylece gece orkestrası kuruldu. Bülbüller en güzel melodilerini, cırcır böcekleri ritimlerini, ateş böcekleri de ışıklı danslarını hazırladı.
Komşuların hazırlıkları devam ederken, bulutlar da boş durmadı. En yumuşak ve kabarık bulutlar bir araya gelerek Ay Dede için özel bir yatak hazırladılar. İpek gibi yumuşak, pamuk gibi hafif bir bulut yatağı. Rüzgar da katkıda bulundu; en hafif, en serin esintisini gönderdi. Küçük Yıldız ise en parlak arkadaşlarını toplayıp, Ay Dede'nin başucuna hafif bir ışık perdesi yaptı; ne çok parlak ne çok karanlık, tam uykuya dalmasına yardım edecek kadar loş bir ışık.
Herkes hazır olduğunda, gece orkestrası konserine başladı. Bülbüller o kadar tatlı ninniler söyledi ki, ağaçların yaprakları bile hafifçe sallanmaya başladı. Cırcır böcekleri yavaş ve ritmik bir ezgi çaldı. Ateş böcekleri uyku dansıyla havada yavaşça daireler çizdi. Bulut yatağında uzanan Ay Dede, gözlerini yavaşça kapatmaya başladı. Yıldızların loş ışığı yüzüne vuruyor, rüzgarın serin esintisi alnını okşuyordu. İçindeki dönüp duran düşünceler yavaş yavaş kayboldu, yerini huzur dolu bir sakinlik aldı.
Ay Dede derin ve huzurlu bir uykuya daldı. Artık ışığı eski parlaklığına kavuşmuş, yüzünde mutlu bir gülümseme vardı. Tüm komşular sevinçle birbirlerine baktı. Küçük Yıldız fısıldadı: 'İşte bu, yardımlaşmanın gücü.' Bilge Baykuş başını salladı: 'Kimse yalnız değildir. Zor zamanlarımızda komşularımız her zaman yanımızdadır.' O geceden sonra Ay Dede her gece deliksiz uyudu. Bazen yine uykusuz kaldığı oluyordu ama artık biliyordu ki, komşuları her zaman onun yanında olacak ve ona yardım etmek için ellerinden geleni yapacaklardı. Gökyüzündeki bu güzel dayanışma, dünyadaki herkese ilham oldu.