
Leyla, penceresinden baktığı her gece Ay'ın ona özel bir şeyler anlattığını hissederdi. Bir gece, dolunay öyle parlaktı ki odasının duvarları gümüş ışıklarla dans ediyordu. Tam yastığına kafasını koymuştu ki, pencereden süzülen ay ışığının yerde toplanıp yavaş yavaş şekil almaya başladığını fark etti. Işık tanecikleri bir araya geliyor, basamak basamak incecik, pırıl pırıl bir merdiven örüyordu. Merdivenin her basamağı ay ışığından dokunmuş gibi parlıyor, odanın içinden pencereden dışarı, gökyüzüne doğru uzanıyordu.

Leyla, yatağından usulca kalktı. Merdivene dokunduğunda parmaklarına serin ama yumuşak bir his yayıldı, tıpkı ipeksi bir buluta dokunmak gibiydi. İlk basamağa çıktı - ayakları yerden kesilmedi, sadece hafifçe yükseliyor gibi hissetti. Basamaklar onu pencereden geçirip bahçeye taşıdı. Bahçedeki çiçekler bile ay ışığında uyanıktı; güller gümüşi çiy taneleriyle gülümsüyor, lavantalar hafifçe sallanarak hoş kokularını gece rüzgarına karıştırıyordu. Merdiven, Leyla'nın ayakları altında yumuşakça titreşiyor, onu yukarı, yıldızlara doğru davet ediyordu.

Leyla merdiveni tırmanmaya devam etti. Her on basamakta bir, merdivenin rengi değişiyordu: bazen gümüşi beyaz, bazen maviye çalan gümüş, bazen de altın ışıltıları karışmış gümüş. Yukarı çıktıkça etrafındaki yıldızlar daha belirginleşti. Küçük, sevimli yıldızlar etrafında dönüyor, bazıları fısıldaşıyor gibiydi. Bir an durup aşağıya baktığında evinin minicik bir ışık noktası gibi göründüğünü fark etti. Ama korkmadı, çünkü merdiven onu sımsıkı ve güvenle sarıyordu.
En üst basamağa ulaştığında, merdivenin bir bulutun üzerinde sonlandığını gördü. Bulut, pamuk şekeri gibi yumuşak ve hafif pembemsi bir ışıkla parlıyordu. Tam bu sırada, merdivenin basamakları erimeye başladı! Ama eriyen her ışık tanesi bulutun üzerinde parlak çiçeklere dönüşüyordu. Gümüş zambaklar, ay ışığı menekşeleri, yıldız şeklinde beyaz çiçekler... Bulut, sihirli bir çiçek bahçesine dönüşmüştü. Ortasında, ışıktan yapılmış küçük bir bank vardı ve bankta oturan gümüş saçlı, gözleri yıldız gibi parlayan yaşlı ama genç görünümlü bir adam Leyla'ya gülümsüyordu.
"Hoş geldin, Leyla" dedi yaşlı adam sesi rüzgarın hışırtısı gibi yumuşak. "Ben Ay'ın Bekçisi'yim. Bu merdiven her dolunay gecesi, meraklı ve saf kalpli çocuklar için iner. Ama sadece bir kez çıkılabilir, çünkü o ay ışığından yapılmıştır ve sabah olmadan eriyip gökyüzüne geri dönmelidir." Leyla, "Peki neden eriyor?" diye sordu. Bekçi, "Çünkü ay ışığı paylaşılmak içindir" dedi. "Eğer merdiven hep kalsaydı, sadece sen çıkabilirdin. Oysa eriyip gökyüzüne dönünce, dünyadaki bütün uyuyan çocukların rüyalarına girecek. Senin bu geceki maceran, onların da rüyalarında gümüş merdivenlere tırmanmasını sağlayacak."
Bekçi, Leyla'ya bulut bahçesini gezdirdi. Işıktan kelebeklerin çiçekten çiçeğe konduğunu, gümüş rengi bir dereciğin bulutun kenarından aşağıya, yıldızların arasına aktığını gördü. Bekçi, "Bu derenin suları yeryüzüne çiy olarak düşer" dedi. "Her sabah çimlerin üzerinde gördüğün çiy taneleri, aslında gece gökyüzünden düşen ay ışığıdır." Leyla, derenin kenarına eğilip elini suya dokundurduğunda, parmaklarına yapışan ışık taneciklerinin minik yıldız şekillerine dönüştüğünü gördü.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadı Leyla. Bekçi ona bulut bahçesinden bir ay ışığı çiçeği verdi - gümüş yaprakları olan, ortasında minik bir ay simgesi bulunan parlak bir çiçek. "Bunu sakla" dedi. "Ne zaman dolunayı görsen ve bu çiçeğe bakarsan, ay ışığının seni asla unutmadığını hatırla." Tam o sırada, uzaktan horoz sesleri duyulmaya başladı. Bekçi, "Şafak yaklaşıyor" dedi. "Merdiven neredeyse tamamen eridi. Ama endişelenme, seni güvenle evine götürecek bir yol biliyorum." Bulut, yavaşça alçalmaya başladı.
Bulut, Leyla'nın bahçesine usulca indi. Leyla, çiçeği sıkıca tutarak buluttan atladı. Arkasına döndüğünde, bulutun yükselmeye başladığını ve Bekçi'nin el salladığını gördü. Bulut gökyüzünde küçülürken, eriyen merdivenin son ışık tanecikleri de sabahın ilk ışıklarıyla karışıp kayboldu. Leyla odasına döndüğünde, pencerenin önünde duran ay ışığı çiçeğinin hala hafifçe parlıyor olduğunu gördü. Yatağına girdi ve gözlerini kapatırken, dünyadaki bütün çocukların rüyalarında gümüş merdivenlere tırmandığını hayal etti. O geceden sonra, her dolunayda penceresinden dışarı baktığında, ay ışığının özel bir şekilde parladığını hissetti - çünkü o, ay ışığı merdiveninin sırrını bilen birkaç kişiden biriydi.