
Leyla, her gece penceresinden baktığında, ayın yumuşacık ışığının odasını gümüşe boyamasını çok severdi. Bir gece, uykuya dalamayıp yatağında dönüp dururken, penceresinin önünden geçen tuhaf bir gölge fark etti. Merakla dışarı baktığında, hiç görmediği küçük, sevimli bir dükkan gördü. Dükkanın tabelasında 'Aydede'nin Işık Paketleri' yazıyordu ve penceresinden yumuşak, beyazımsı bir ışık sızıyordu. İçeri girmek için dayanamadı. Kapıyı açtığında, burnuna vanilya ve eski kitapların karışımı hoş bir koku geldi. Dükkan, tavanından zemine kadar raflarla doluydu ve her rafta cam kavanozlar, kutular ve tuhaf şişeler duruyordu. İçlerinde, sanki canlıymış gibi hafifçe titreşen, parlak gümüşi tozlar ve ışık demetleri vardı. Tezgahın arkasında, gözlüklü, beyaz sakallı, çok ama çok yaşlı bir dede, bir kavanoza dikkatle bakıyordu. Leyla'ya gülümseyerek, 'Hoş geldin, küçük misafir. Ben Aydede. Işığa mı ihtiyacın var?' diye sordu.

Leyla şaşkınlıkla, 'Bu ışıklar... gerçek ay ışığı mı?' diye sordu. Aydede, gözlüğünü düzelterek, 'Evet, her gece temiz bir gökyüzünden toplarım onları. Ama dikkatlice, kimseyi rahatsız etmeden. Bak, şu özel kepçeyle...' dedi ve elindeki uzun, ince, ağ gibi görünen gümüş bir kepçeyi gösterdi. 'Her ışık demetinin farklı bir özelliği vardır,' diye devam etti Aydede. 'Mesela bu dolunay ışığı, en parlak olanı. Karanlık odaları aydınlatır ve hüzünlü kalpleri neşelendirir. Şu incecik hilal ışığı ise tatlı rüyalar getirir. Yarımay ışığı, kaybolan şeyleri bulmaya yardım eder.' Leyla, rafları hayranlıkla gezerken, bir köşede, içindeki ışığın çok soluk ve titrek olduğu küçük bir kavanoz gördü. 'Bu neden böyle soluk?' diye sordu. Aydede'nin yüzü hüzünlendi. 'Ah, o... bulutlu bir geceden kaldı. Üzgün bir çocuğun penceresinden süzülürken yakaladım onu. Biraz üzüntüyü de içine hapsolmuş. Onu temizlemek ve tekrar parlatmak için biraz sevgi ve neşeli düşüncelere ihtiyacı var.'

Leyla, o soluk ışığa çok üzüldü. 'Ben ona yardım edebilir miyim?' diye heyecanla sordu. Aydede'nin gözleri sevinçle parladı. 'Tabii ki! İşte, bu özel fırçayı al. Ve şu sevgi tohumlarını...' dedi ve Leyla'ya minik, yıldız şeklinde, parlak tohumlar ile yumuşak tüylü bir fırça verdi. 'Kavanozun kapağını aç ve içine bir tohum at. Sonra da fırçayla, ona en sevdiğin şarkıyı mırıldanarak, nazikçe dokun.' Leyla, dediği gibi yaptı. Kavanozun kapağını açtı, bir sevgi tohumu attı ve yavaşça 'Dandini dandini danalı bebek' şarkısını mırıldanarak ışığa fırçayla dokundu. O anda, soluk ışık hafifçe titredi ve biraz daha parladı. Leyla, en komik hayvan taklitlerini yapmaya, en mutlu anılarını anlatmaya başladı. Her güzel düşünce ve her kahkaha ile birlikte, kavanozdaki gümüşi ışık biraz daha güçlendi, biraz daha canlı bir şekilde parladı. Sonunda, diğer kavanozlardaki gibi, sıcak ve davetkar bir ışık yaymaya başladı.
Aydede, çok memnun bir şekilde gülümsedi. 'İşte oldu! Sen onu iyileştirdin. Şimdi, bu özel ışık artık 'teselli ışığı' oldu. Onu, biraz üzüntü hisseden birine verebiliriz, ve o, kalbini yavaşça ısıtır,' dedi. Leyla'ya teşekkür etmek için, ona küçük bir hediye paketi hazırladı. Paketin içinde, bir şişe hilal ışığı (tatlı rüyalar için), bir kutu yıldız tozu (güzel düşünceleri çoğaltmak için) ve en önemlisi, boş, minik bir gümüş şişe vardı. 'Bu senin kendi ay ışığını toplayabileceğin şişe,' dedi Aydede. 'Ama unutma, sadece çok berrak gecelerde, ve sadece iyi niyetlerle. Mesela, bir arkadaşını neşelendirmek için, ya da korktuğun bir şeyi aydınlatmak için kullanabilirsin.' Leyla, hediyelerini sıkıca kucakladı ve teşekkür etti. Dükkanın kapısından çıkarken, Aydede, 'Işık her zaman seninle olsun, küçük ışık bekçisi!' diye seslendi.
Leyla, evine döndüğünde, artık hiç yalnız hissetmiyordu. Penceresinin kenarına o küçük gümüş şişeyi koydu. Berrak bir gecede, ay dolunay olduğunda, şişesini dikkatlice pencereye tuttu. Şişenin içi, yavaş yavaş, ılık bir gümüşi ışıkla doldu. Leyla, bu ışığı, okulda o gün düşen ve dizini acıtan arkadaşı Ali'ye götürdü. Şişeden çıkan yumuşak ışık, Ali'nin yüzünde bir gülümseme oluşturdu. O gece, Leyla rüyasında, Aydede'nin dükkanında, dünyanın dört bir yanındaki çocuklar için ışık paketleri hazırladığını gördü. Her paket, sevgi, neşe ve umutla doluydu. Uyandığında, odası ay ışığıyla yıkanmıştı ve kalbi, sihirli bir sırrı paylaşmanın verdiği sıcaklıkla dopdoluydu. Artık biliyordu ki, en karanlık gecelerde bile, paketlenmiş bir parça ay ışığı ve bir kalp dolusu iyilik, her şeyi güzelleştirebilirdi.