Gümüş Yıldızın Altın Tıkırtısı

Aydede.com Tarafından Yazıldı

Gümüş Yıldızın Altın Tıkırtısı

Uzun zaman önce, gökyüzünün en parlak gümüş yıldızının içinde, minik bir atölye vardı. Bu atölyenin sahibi, Zaman Ustası Aydede'ydi. Aydede, tüm geceleri yönetir, yıldızları parlatır ve rüyaları dağıtırdı. Fakat onun en değerli hazinesi, özenle yaptığı bir altın çalar saatti. Bu saat sadece zamanı göstermezdi; içinde sabahın ilk ışığını saklayan, küçük, parlak bir güneş tohumu taşırdı. Saat, her gece en karanlık anında, yani gecenin sabaha dönüşme vaktinde, 'tıkır tıkır tıkır' diye özel bir melodi çalardı. Bu melodi, gecenin siyah pelerinini usulca katlar ve gökyüzüne pembenin, turuncunun ve altının renklerini serperdi.

Bir gece, çok tuhaf bir şey oldu. Aydede, yeni yıldızları cilalarken, altın saatin sessizce kaybolduğunu fark etti! Çok endişelendi. Eğer saat çalamazsa, gece asla bitmeyecek, çocuklar uyanamayacak ve güneş doğmayacaktı. Hemen, en hızlı yardımcılarını, iki neşeli gece kelebeğini çağırdı. Işık ve Pırıltı adındaki bu kelebeklerin kanatları, küçük ay parçaları gibi parlıyordu. 'Sevgili kelebeklerim,' dedi Aydede, 'Altın saatim kayıp. Onu bulmalıyız, yoksa sabah asla gelmeyecek!' Işık ve Pırıltı, hemen yola koyuldular. Bulutların arasında, yıldızların üzerinde ve hatta uyuyan kuşların yuvalarında aradılar.

Aramaya devam ederken, Uykukuşu Ormanı'na geldiler. Buradaki ağaçlar, yumuşak ninniler mırıldanıyordu. Derken, çok hafif bir 'tık... tık... tık...' sesi duydular. Ses, yaşlı ve bilge bir meşe ağacının kovuğundan geliyordu. İçeri baktıklarında, altın saati gördüler! Fakat saatin yanında, minik, üzgün bir kirpi yavrusu oturuyordu. Adı Tiken'di. Tiken, kış uykusuna yatacaktı ama gece çok karanlık ve uzun geldiği için korkmuştu. Sevgi dolu kalbi, geceyi biraz daha yakınlaştırmak için saatin sihirli sesini duyunca, onu yuvasına getirmişti. 'Üzgünüm,' dedi Tiken, gözleri dolarak, 'Sadece birazcık ışık ve sıcaklık istedim. Sesini duyunca çok mutlu oldum.'

Işık ve Pırıltı, Tiken'e durumu anlattılar: Saat sadece bir ışık değil, tüm dünyanın sabahını getiren bir hazineydi. Eğer çalmazsa, Tiken'in bile uzun ve soğuk bir kış uykusuna dalması çok zorlaşacaktı, çünkü bahar asla gelmeyecekti. Tiken bunu duyunca hemen anladı. Saati nazikçe kelebeklere verdi. 'Lütfen onu yerine götürün,' dedi. 'Ben artık korkmuyorum. Çünkü saatin bana hatırlattığı gibi, her gecenin bir sabahı var.' Kelebekler saati alıp Aydede'ye uçtular. Ama Tiken'in yardımseverliğini de unutmadılar.

Aydede, saati geri aldığında çok sevindi. Saati hemen kurdu ve gökyüzünün tam ortasına, en yüksek noktaya yerleştirdi. Tam o sırada, gece en koyu rengine bürünmüştü. Ve sonra... Tıkır tıkır tıkır! Altın saat, o büyülü melodisini çalmaya başladı. İçindeki güneş tohumu parladı. Ses, gökyüzünde dalga dalga yayıldı. Gecenin koyu mavi pelerini, önce menekşe, sonra şeftali, en sonunda da altın rengine dönüştü. Yıldızlar nazlı nazlı göz kırpıp kayboldular. Ufukta, güneş, altın saatin son notasıyla birlikte, gülümseyerek doğdu. Aydede, Tiken'in yuvasına özel bir yıldız tozu gönderdi; artık Tiken, uykuya dalarken hep sabahın sıcak rüyalarını görecekti. Ve o günden sonra, her sabahın doğuşu, biraz da bir kirpi yavrusunun cesaret ve yardımseverliğini hatırlattı.

Ebeveyn Notu

Bu masal, değerli şeyleri paylaşmanın ve sorumluluk almanın, korkuyu nasıl yendiğini ve her zorluğun (gecenin) bir çözümünün (sabahın) olduğunu gösterir.

Masalın Mesajı

Karanlık bile olsa, yardım etmek ve doğru olanı yapmak her zaman içimizi aydınlatır. Her gecenin bir sabahı vardır.

Sohbet Soruları

  • Tiken neden altın saati yuvasına götürmüş?
  • Saat çalmazsa neler olurmuş?
  • Sen olsaydın, karanlıktan korkan bir arkadaşına nasıl yardım ederdin?