
Leylak Bahçesi'nde yaşayan Camkanat adında çok özel bir kelebek vardı. Onun kanatları diğer kelebekler gibi renkli pullarla kaplı değil, şeffaf ve ışıkla parlayan camdan yapılmıştı. Her sabah güneş doğduğunda, kanatları gökkuşağı renklerini yakalayıp bahçenin her köşesine yansıtırdı. Diğer kelebekler onunla oynamak ister ama Camkanat'ın kanatlarının çok kırılgan olduğunu bildikleri için çok dikkatli davranırlardı. Camkanat bazen biraz üzgün hissederdi çünkü diğer kelebekler gibi çiçekten çiçeğe hızla uçamıyor, rüzgarda sallanmaktan korkuyordu.

Bir gün, sert bir rüzgar bahçeye geldi ve Camkanat'ı beklenmedik bir şekilde savurdu. Korku içinde, kırılgan kanatlarıyla rüzgara direnmeye çalıştı ama kendini uzaklarda, bilmediği bir ormanda buldu. Kanatlarından biri küçük bir çatlak almıştı ve bu çatlak, ışığı eskisi gibi yansıtamıyordu. Camkanat üzgün bir şekilde bir yaprağın üzerine kondu. O sırada, Bilge Ağaç'ın gölgesinde yaşayan Cırcır adında bir cırcır böceği onu fark etti. 'Merhaba küçük kelebek,' dedi Cırcır neşeyle, 'Neden bu kadar üzgünsün?' Camkanat hikayesini anlatınca, Cırcır böceği gülümsedi: 'Belki de kırılganlığın bir zayıflık değil, bir hediyedir.'

Cırcır böceği, Camkanat'ı Bilge Ağaç'a götürdü. Bu yaşlı ağaç, ormandaki tüm canlıların sırlarını bilirdi. Bilge Ağaç, yapraklarından biriyle Camkanat'ın çatlak kanatına dokundu ve yumuşak bir sesle konuştu: 'Küçük dostum, senin kanatların sadece cam değil. Onlar, ay ışığının ilk öpücüğünden yapılmış. Her çatlak, senin hikayeni anlatır. Bu çatlaktan korkma, çünkü o senin cesaretinin işaretidir.' Sonra Bilge Ağaç, Camkanat'a bir sır verdi: 'Kanatlarının gerçek gücü, ışığı yansıtmak değil, içinden geçirmektir. Senin kanatların sayesinde, güneş ışığı ormanın en karanlık köşelerine bile ulaşabilir.'
Camkanat bu sözler üzerine düşünmeye başladı. Belki de Cırcır böceği ve Bilge Ağaç haklıydı. Ertesi sabah, ormanda dolaşırken, karanlık bir mağaranın önünde duran üç küçük ateş böceği gördü. Onlar kaybolmuşlardı ve mağaranın içi o kadar karanlıktı ki dışarı çıkamıyorlardı. Camkanat bir an düşündü, sonra mağaranın girişine kondu. Güneş ışığı onun cam kanatlarından geçti ve kırılgan kanatlar, içeriye yumuşak bir ışık huzmesi yolladı. Çatlak olan kanat bile ışığı farklı açılardan yansıtarak mağarayı daha da güzel aydınlattı. Ateş böcekleri bu ışık sayesinde yollarını buldular ve dışarı çıktılar.
Haber hızla ormanda yayıldı. Camkanat'ın kırılgan kanatlarının özel bir gücü olduğunu herkes öğrendi. Artık Camkanat üzgün değildi, çünkü anlamıştı ki her canlının kendine özgü bir hediyesi vardı. Diğer kelebekler hızla uçabiliyordu, o ise ışığı en karanlık yerlere götürebiliyordu. Camkanat, Cırcır böceği ve yeni ateş böceği arkadaşlarıyla birlikte Leylak Bahçesi'ne döndü. Bahçedeki tüm kelebekler onu sevinçle karşıladı. Camkanat artık kanatlarındaki küçük çatlaktan gurur duyuyordu, çünkü o çatlak onun cesaret hikayesini anlatıyordu. Ve o günden sonra, her sabah güneş doğduğunda, Camkanat ormanın en karanlık köşelerine uçar, ışığını paylaşırdı.