
Grişehir, adı üstünde her şeyin gri olduğu bir yerdi. Evler gri, ağaçlar gri, gökyüzü bile gümüşi bir griydi. Çocuklar gri giysiler giyer, gri oyuncaklarla oynardı. Bu şehirde yaşayan küçük Ela'nın en büyük hayali renkleri görmekti. Bir gün, büyükannesinin tavan arasındaki eski sandığında tuhaf bir fırça buldu. Sapı gümüş renginde, ucu parlaklık saçan bu fırça, Ela'nın eline değdiği an ışıl ışıl parladı.

Ela, fırçayla ilk denemesini odasındaki gri duvarda yaptı. Fırçanın ucu duvara değer değmez, dokunduğu noktadan yumuşak bir turuncu ışık yayılmaya başladı. Işık genişledikçe, duvarda güneşin sıcak turuncu rengi belirdi. Ela şaşkınlıkla fırçayı masasındaki gri vazoya dokundurdu. Vazo, deniz mavisine dönüştü! Fırçanın sihirli olduğunu anlayan Ela, heyecanla bahçeye koştu.

Bahçedeki gri gül fidanına dokundu fırçayla. Yapraklar canlı yeşile, tomurcuklar kırmızıya, dikenler ise mora büründü. Komşularının kedisi Mimi yanına geldiğinde, Ela onun tüylerine hafifçe dokundu. Mimi, portakal rengi çizgili, sevimli bir kedi oluverdi! Fırça sadece renk vermiyor, her şeye uygun rengi seçiyordu sanki. Ağaçlar kahverengi ve yeşil, çiçekler pembe ve sarı oldu.

Ela'nın sihirli fırçasıyla renklendirdiği bahçe, tüm Grişehir'de konuşulmaya başladı. İnsanlar bu renk cümbüşünü görmek için akın akın geliyordu. Fakat şehrin belediye başkanı Bay Grim, bu değişiklikten hiç hoşlanmamıştı. 'Renkler düzeni bozar!' diye söyleniyordu. Bir gün Ela'nın kapısını çaldı ve fırçayı istedi. 'Bu sihirli şey tehlikeli olabilir, onu güvende tutmalıyım' dedi ciddi bir ifadeyle.

Ela fırçayı vermek istemedi. 'Renkler güzeldir!' diye ısrar etti. Bay Grim, 'Peki, o zaman bana kanıtla' dedi. 'Eğer bu fırçayla tüm şehri renklendirip herkesi mutlu edebilirsen, fırça senin kalabilir.' Ela bu teklifi kabul etti. Ertesi sabah, şehrin merkez meydanında toplanan halkın önüne çıktı. İlk olarak gri çeşmeye dokundu fırçayla. Su, gökkuşağı renklerinde akmaya başladı.

Sonra çocuk parkındaki gri kaydırağa dokundu - kaydırak sarı oldu. Salıncaklar mavi, tahterevalli kırmızıya dönüştü. Çocuklar sevinç çığlıkları atarak renkli oyuncaklara koştular. Yetişkinler önce tereddütle baktılar, ama Ela fırçayla bir banka dokunup onu rahatlatıcı yeşil yapınca, gülümsemeye başladılar. Bay Grim'in yüzü hâlə asıktı, ta ki Ela fırçayla onun gri şapkasına dokunana kadar.
Fırça Bay Grim'in şapkasına değdiğinde, şapka parlak mavi oldu. Bay Grim önce şaşırdı, sonra yavaşça aynaya baktı. Mavi şapka onu daha genç ve neşeli gösteriyordu. Yüzünde ilk kez bir gülümseme belirdi. 'Belki... belki biraz renk iyi bir şeydir' diye mırıldandı. Ela sevinçle fırçayı gökyüzüne doğru kaldırdı. Fırçanın ışığı bulutlara değdiğinde, gri gökyüzü masmavi oldu ve güneş altın sarısı parladı.
O günden sonra Grişehir'in adı Renklişehir olarak değişti. Ela'nın sihirli fırçası, her dokunduğunu renklendirmeye devam etti, ama en güzeli, insanların yüreklerine de dokunabilmesiydi. Artık her evin bahçesi rengarenk çiçeklerle doluydu, pencerelerde renkli perdeler sallanıyordu. Ela büyüdüğünde fırçayı küçük kardeşine verdi, o da renkleri yaymaya devam etti. Ve o sihirli fırça, dokunduğu her şeye sadece renk değil, neşe ve umut da veriyordu.