
Uzun zaman önce, gökyüzünün en sessiz köşesinde, Aydede'nin yanında yaşayan özel bir ressam varmış. Adı Rüya Ressamı Lumi'ymiş. Lumi'nin sihirli bir paleti ve ışık saçan bir fırçası varmış. Her gece, Aydede ona göz kırptığında, Lumi bulutlara tırmanır, dünyadaki çocukların rüyalarını dinlermiş. Rüyalar, henüz boyanmamış şeffaf balonlar gibi gökyüzünde süzülür, Lumi'yi beklerlermiş. Lumi'nin görevi, bu renksiz rüyaları, en güzel renklerle boyayarak sahiplerine geri göndermekmiş.

Bir gece, küçük bir kızın rüyası Lumi'ye ulaşmış. Rüyada, kız uçan bir filin sırtında, çikolatadan nehirlerin aktığı bir diyara gitmek istiyormuş. Lumi hemen çalışmaya başlamış. Paletinden parlak pembeyi alıp filin kulaklarını boyamış. Fırçasıyla gökyüzü mavisini çekip nehrin parıltısını oluşturmuş. Yıldız tozu serperek rüyaya sihirli bir ışık katmış. Boyadıkça rüya balonu canlanmış, içinde kahkaha sesleri duyulmaya başlamış. Lumi, biten rüyayı nazikçe itmiş, o da bir kuş gibi süzülerek küçük kızın yastığının altına kaybolmuş.

Ancak ertesi gece, Lumi çok tuhaf bir rüya balonu görmüş. Bu balon, diğerlerinden farklı olarak gri ve bulutluymuş, içinden hiç ses gelmiyormuş. Bu, Ali adında bir çocuğun rüyasıymış. Ali, o gün parkta kaybolan topuna çok üzülmüş ve rüyasında sadece karanlık bir labirent görüyormuş. Lumi üzülmüş. 'Bu rüya renklere hasret,' diye mırıldanmış. Hemen paletindeki en sıcak sarıyı, umut yeşilini ve dostluk turuncusunu karıştırmış. Fırçasıyla labirentin duvarlarına güneş ışınları çizmiş, köşelere çiçekler eklemiş. En sonunda, labirentin ortasına kocaman, kırmızı bir top resmi yapmış.

Lumi rüyayı boyadıkça, gri balon yavaş yavaş canlanmaya başlamış. İçinden hafif bir neşe müziği yükselmiş. Ali'nin rüyası artık bir hazine haritasına dönüşmüş, topu bulma yolunda. Lumi, rüyayı gönderirken içine bir de küçük bir not eklemiş: 'Kaybolan şeyler, yeni maceralar için saklanmıştır.' Ertesi sabah Ali uyandığında, kalbi hafiflemiş ve parka koşmuş. Rüyasında gördüğü çiçekli yolu hatırlayarak, tam da çalıların arasında, kırmızı topunu bulmuş!

O günden sonra, Lumi'nin ünü tüm dünyaya yayılmış. Çocuklar, geceleri pencerelerinden ona el sallar, renkli rüyalar dilerlermiş. Lumi ise her gece, paletindeki renkleri sevgiyle karıştırır, kâbusları nazik fırça darbeleriyle güzel düşlere çevirirmiş. Aydede ona her gece ışık verir, yorulduğunda onu pırıltılı bir battaniyeye sararmış. Ve insanlar, gökyüzünde gördükleri renkli auroraların, aslında Lumi'nin fırçasından düşen boyalar olduğunu bilirlermiş. Rüya Ressamı, hiçbir rüyanın renksiz kalmaması için, sihirli fırçasını sallamaya devam edermiş.