
Gece yarısı olduğunda, tüm çocuklar derin uykulara daldığında, gökyüzünde özel bir tren belirirdi. Bu, Rüya Treni'ydi! Parlak pencereleri yıldızlar gibi ışıldayan bu tren, raylar yerine bulutların üzerinde sessizce kayarak ilerlerdi. Trenin adı 'Lunaria'ydı ve kaptanı Bay Gecekuşu, uzun gümüşi sakalı ve yıldız desenli paltosuyla her gece rüyaları toplamak için yola çıkardı. Trenin her vagonu farklı renkte parlardı: mavi vagon tatlı rüyalar, mor vagon macera rüyaları, altın rengi vagon ise mutluluk rüyaları için ayrılmıştı.

O gece, sekiz yaşındaki Ela penceresinden dışarı bakarken Rüya Treni'ni gördü. Gözlerine inanamadı! Tren tam evlerinin üzerinden geçiyordu. Ela, yatağından usulca kalktı ve pencereden baktı. O sırada trenin en arkasındaki pembe vagondan bir merdiven sarktı. Merakına yenik düşen Ela, pencereyi açtı ve merdivene tırmandı. İçeri girdiğinde, etrafında uçuşan rengarenk baloncuklar gördü. Her baloncuk içinde küçük sahneler oynuyordu: bir çocuk uçarken, diğeri denizaltında balıklarla yüzerken... Bunlar rüyalardı!

'Hoş geldin, küçük misafir!' diye bir ses duydu Ela. Döndüğünde, Bay Gecekuşu'nu gördü. 'Ben Ela,' diye mırıldandı. 'Rüya Treni'ne hoş geldin,' diye gülümsedi Bay Gecekuşu. 'Her gece, çocukların rüyalarını toplar ve onları Rüya Kütüphanesi'ne götürürüz. Eğer bir rüya çok güzelse, onu diğer çocuklarla paylaşırız.' Ela'ya treni gezdirdi: Mavi vagonda, yumuşak müzik eşliğinde uçan filler ve konuşan çiçeklerin olduğu rüyalar toplanıyordu. Mor vagonda, dağları aşan çocuklar ve gizemli mağaraları keşfeden kahramanların rüyaları vardı.

Ela, altın rengi vagona girdiğinde, içerisi sıcak bir ışıkla doluydu. 'Burası en özel vagon,' dedi Bay Gecekuşu. 'Mutluluk rüyalarını burada saklarız.' Ela, baloncuklardan birine yakından baktı. İçinde, hasta bir kuşu iyileştiren bir kız göründü. 'Bu rüya dün gece toplandı,' diye açıkladı Bay Gecekuşu. 'Yarın gece, başka bir çocuğa bu mutluluğu vereceğiz.' Ela çok etkilenmişti. 'Ben de yardım edebilir miyim?' diye sordu. Bay Gecekuşu düşündü ve 'Peki, ama önce rüya toplamayı öğrenmelisin,' dedi.

Bay Gecekuşu, Ela'ya rüya toplama aletini verdi: uzun bir sopanın ucunda yumuşak bir ağ olan özel bir araç. 'Rüyalar pencerelerden süzülürken onları nazikçe yakalamalısın,' diye öğretti. Ela, trenin açık balkonuna çıktı. Aşağıda, uyuyan şehrin evleri vardı. Pencerelerden süzülen renkli buharlar gördü - bunlar yeni oluşan rüyalardı! Ela, aletini bir pembe buhara doğru uzattı ve nazikçe yakaladı. Rüya, ağda parlayan bir baloncuk haline geldi. İçinde, bisiklet sürmeyi yeni öğrenen bir çocuk vardı. 'İlk rüyan!' diye sevindi Bay Gecekuşu.

Tren yoluna devam ederken, Ela bir sorun fark etti. Gri, karamsar bir rüya diğerlerine karışmıştı. 'Bu bir kabus,' dedi Bay Gecekuşu endişeyle. 'Nadiren olur, ama bazen çocuklar korkulu rüyalar görür.' Gri baloncuk, diğer renkli rüyaları karartmaya başladı. Ela, 'Onu dönüştürebilir miyiz?' diye sordu. Bay Gecekuşu'nun gözleri parladı. 'Bunun için özel bir şeye ihtiyacımız var: Umut Işığı.' Trenin lokomotifine gittiler. Orada, küçük bir fenerde parlayan gümüşi bir ışık vardı. Bay Gecekuşu, bu ışığı gri baloncuğun üzerine tuttu.
Umudun gümüşi ışığı gri baloncuğa değdiğinde, yavaş yavaş rengi değişmeye başladı. Griden maviye, sonra altın rengine dönüştü. İçindeki korkunç canavar, sevimli bir oyuncak ayıya dönüştü. Karanlık orman, güneşli bir piknik alanı oldu. 'İşte bu!' diye sevindi Bay Gecekuşu. 'Her kabus, biraz umutla güzel bir rüyaya dönüşebilir.' Ela çok mutluydu. Şimdi anlamıştı: Rüya Treni sadece rüya toplamıyor, aynı zamanda onları daha güzel hale getiriyordu. Bu, dünyadaki en harika işti!
Saat ilerlemişti ve sabah yaklaşıyordu. 'Artık seni evine bırakma zamanı,' dedi Bay Gecekuşu. Ela biraz üzülmüştü. 'Tekrar gelebilir miyim?' diye sordu. Bay Gecekuşu gizemli bir şekilde gülümsedi. 'Her gece rüya gördüğünde, aslında trenimizi ziyaret ediyorsun. Ama unutma, en güzel rüyalar senin kalbinde başlar.' Ela, evinin penceresine geri bırakıldı. Yatağına girdiğinde, Bay Gecekuşu'nun ona verdiği küçük, parlayan bir yıldızı avucunda tutuyordu. Gözlerini kapattı ve o gece, tüm dünyadaki çocuklara mutluluk götüren Rüya Treni'ni düşledi. Ve böylece, Ela her gece güzel rüyalar gördü, çünkü artık biliyordu ki rüyalar asla kaybolmaz, sadece Lunaria'da yolculuk ederlerdi.