
Soru Ormanı, diğer ormanlardan çok farklı bir yerdi. Burada ağaçların yaprakları soru işaretleri şeklindeydi ve rüzgar estikçe havada yavaşça süzülür, yere düşerken bile 'Kim?', 'Neden?', 'Nasıl?' diye fısıldarlardı. Ormanın ortasında yaşayan Ela isimli meraklı bir sincap vardı. Bir gün, en sevdiği ceviz ağacının altında, daha önce hiç görmediği tuhaf bir levha buldu. Levhanın üzerinde sadece bir soru yazıyordu: 'En güzel cevizi nerede bulabilirsin?'

Ela, bu soruyu düşünmeye başladı. 'En güzel ceviz...' diye mırıldandı. Annesi ona cevizlerin en lezzetlisinin güneş gören tepelerde yetiştiğini söylemişti. Hemen yola koyuldu. Fakat yol ayrımına geldiğinde karşısına üç farklı yolu gösteren başka bir levha çıktı. Bu levhada da sadece sorular vardı: 'Hangi yolda daha çok kuş cıvıltısı duyarsın?', 'Hangi patika en renkli çiçeklerle doludur?', 'Hangi yol seni en yüksek tepeye götürür?' Ela kulaklarını dikti, birinci yoldan kuş sesleri geliyordu. İkinci yolda rengarenk çiçekler vardı. Üçüncü yol ise yukarı doğru tırmanıyordu.

Ela önce kuş seslerinin geldiği yolu seçti. Yürüdükçe etrafındaki kuş cıvıltıları artıyordu. Bir süre sonra karşısına yine bir levha çıktı: 'Kuşlar neden şarkı söyler?' Ela durup düşündü. Annesinin ona kuşların mutlu olduklarında, birbirlerine haber vermek istediklerinde ya da sadece günaydın demek için şarkı söylediklerini anlattığını hatırladı. Tam o sırada, yanındaki ağaçta turuncu tüylü bir kanarya ona doğru eğilip 'Merhaba küçük sincap! Sorularla dolu bir yolculuk yapıyorsun galiba?' diye seslendi.
Kanarya, kendisinin Soru Ormanı'nın rehber kuşlarından biri olduğunu açıkladı. 'Bu ormandaki levhalar sana cevapları vermez, sadece doğru soruları sormanı sağlar,' dedi kanarya. 'Çünkü en değerli cevaplar, sen kendi yolunu bulurken keşfettiğin cevaplardır.' Ela bunu duyunca aklına ilk levhadaki soru geldi: 'En güzel cevizi nerede bulabilirsin?' Belki de en güzel ceviz, onu ararken öğrendiklerinde saklıydı. Kanarya, Ela'ya diğer yolları da keşfetmesini önerdi.
Ela, renkli çiçeklerle dolu ikinci yola girdi. Her renkten çiçekler etrafını sarmıştı. Burada da bir levha vardı: 'Çiçekler neden bu kadar güzel kokar?' Ela burnunu havaya kaldırıp derin bir nefes aldı. Çiçek kokularının birbirinden farklı olduğunu fark etti. Bazıları tatlı, bazıları keskin, bazıları ise hafif kokuyordu. Tam o sırada, mor renkli bir kelebek yanına kondu: 'Her çiçeğin kokusu, onun kimliği gibidir,' dedi kelebek. 'Arılar ve biz kelebekler doğru çiçeği kokusundan tanırız. Tıpkı senin doğru yolu sorulardan bulmaya çalıştığın gibi.'
Son olarak Ela, yukarı tırmanan üçüncü yolu seçti. Yol dikleşiyor, sincap biraz yoruluyordu. Tepede durup etrafa baktığında, tüm Soru Ormanı'nı görebiliyordu. Burada da son bir levha vardı: 'Yolculuğundan ne öğrendin?' Ela bir an düşündü. Kuşların neden şarkı söylediğini, çiçeklerin neden güzel koktuğunu öğrenmişti. Ama en önemlisi, soruların ona farklı yollar gösterdiğini, her yolun da yeni şeyler öğrettiğini anlamıştı. Tam o sırada, tam ayaklarının dibinde, güneşin altında parlayan iri, sağlıklı bir ceviz gördü.
Ela cevizi sevinçle aldı ama onu hemen yemedi. Çünkü anlamıştı ki asıl değerli olan ceviz değil, onu bulana kadar geçtiği yollardı. Aşağı indiğinde, kanarya ve kelebek onu bekliyordu. Birlikte, Soru Ormanı'ndaki tüm hayvanlara, yolunu kaybedenlere yardım etmek için yeni levhalar hazırlamaya karar verdiler. Ela artık biliyordu: Bazen cevaplardan çok, doğru sorular bizi en güzel yerlere götürür. Ve o günden sonra, Soru Ormanı'nda kaybolan herkes, sadece sorularla dolu levhaları takip ederek hem yolunu bulur, hem de yeni şeyler öğrenirdi.