
Ayışığı Ormanı'nın tam ortasında, yaprakların arasında saklı bir kuyu vardı. Bu sıradan bir kuyu değil, Dilek Kuyusuydu. Fakat bu kuyunun çok özel ve biraz da şakacı bir özelliği vardı: Dilekleri tam tersine çeviriyordu! Orman sakinleri bunu bilmiyorlardı tabii. Bir gün, sevimli tavşan Tavşancık, en sevdiği havuçlu kek tarifini bulamayınca çok üzüldü. 'Keşke bu tarifi hiç kaybetmeseydim!' diye dilek tuttu kuyuya. Ertesi sabah uyandığında, mutfağında yüzlerce havuçlu kek tarifi kağıdı buldu! Her yer tariflerle doluydu, pencereden dışarı bile uçuşuyorlardı. Tavşancık şaşkınlıkla 'Ama ben sadece bir tane istemiştim!' dedi.

Ormandaki en arkadaş canlısı sincap Fındıkkıran, Tavşancık'ın başına gelenleri duyunca gülmeye başladı. 'Belki de dileğini yanlış ifade ettin' dedi. 'Ben göstereyim sana nasıl dilek tutulur!' Fındıkkıran kuyunun yanına gitti ve yüksek sesle 'Keşke bütün fındıklarım çabuk bitsin, böylece yeni fındıklar toplamak için ormanda gezintiye çıkabilirim!' diye dilek tuttu. Ertesi gün, Fındıkkıran'ın kışlık fındık deposuna baktığında gözlerine inanamadı. Depo bomboştu! Sadece birkaç küçük fındık kırıntısı kalmıştı. 'Ama ben fındıklarımın çabuk bitmesini istememiştim ki!' diye hayıflandı. 'Sadece ormanda gezintiye çıkmak istiyordum!'

Ormandaki en bilge hayvan olan Baykuş Bilge, iki arkadaşın başına gelenleri duyunca derin düşüncelere daldı. Uzun kulaklarını sallayarak 'Bu kuyu dilekleri tersine çeviriyor olabilir' dedi. 'Belki de onunla oynamayı öğrenmeliyiz.' Üç arkadaş birlikte düşünmeye başladılar. Tavşancık 'Peki ya dileklerimizi ters tutarsak?' diye sordu. 'Yani, aslında istediğimiz şeyin tam tersini dile getirirsek, kuyu onu tersine çevirince doğrusunu elde ederiz!' Fındıkkıran sevinçle zıpladı 'Harika bir fikir!'

İlk denemeyi Tavşancık yapacaktı. Havuç bahçesinin çok yavaş büyümesinden şikayetçiydi. Kuyunun yanına gitti ve bilerek 'Keşke havuçlarım DAHA YAVAŞ büyüse!' diye bağırdı. Ertesi sabah, bahçeye koştuğunda ne görsün? Havuçlar sanki sihirli değnek değmiş gibi kocaman olmuş, yerden fışkırıyorlardı! 'İşe yaradı!' diye sevinçle bağırdı. Fındıkkıran sırayı istedi. 'Keşke fındık ağaçlarındaki bütün fındılar KAYBOLSUN!' dedi kuyuya. Ertesi gün, fındık ağaçları rekor sayıda fındıkla doluydu. Dallar yere eğiliyor, fındıklar olgun ve lezzetli görünüyordu.

Sıra Bilge Baykuş'a gelmişti. Baykuş, gece gökyüzünü izlemeyi çok seviyordu ama bazen bulutlar yıldızları kapatıyordu. Kuyuya yaklaştı ve 'Keşke bu gece gökyüzü TAMAMEN BULUTLU olsun, böylece hiç yıldız göremeyim!' diye dilek tuttu. O gece gökyüzü masmavi ve tertemizdi, yıldızlar pırıl pırıl parlıyor, Ayışığı Ormanı'nı gümüşi bir ışıkla yıkıyordu. Üç arkadaş baykuşun ağacının tepesinde toplandılar ve muhteşem yıldız manzarasının keyfini çıkardılar. 'Artık kuyunun sırrını çözdük!' dedi Bilge Baykuş mutlulukla.

Zamanla, ormandaki bütün hayvanlar ters dilek tutma oyununu öğrendi. Kirpi 'Keşke dikenlerim YUMUŞACIK olsa!' deyip sırtında gururla parlayan güçlü dikenlere kavuştu. Kurbağa 'Keşke göletimiz KURUSUN!' deyip berrak, temiz ve suyla dolu bir gölete kavuştu. Hatta minik karıncalar bile 'Keşke yiyecek depolarımız BOŞALSIN!' deyip kocaman bir yiyecek hazinesine sahip oldular. Orman, şakacı dilek kuyusunun etrafında bir oyun alanına dönüştü. Herkes dileklerini nasıl 'tersine' söyleyeceğini düşünmekten keyif alıyordu.
Bir gün, ormana yeni taşınan minik bir ayı yavrusu kuyunun yanından geçiyordu. Diğer hayvanlar onu uyarmaya fırsat bulamadan, ayı yavrusu 'Keşke çok YALNIZ olayım!' diye dilek tuttu. Hayvanlar endişeyle ertesi günü beklediler. Fakat ayı yavrusu yalnız kalmadı; tam tersine, bütün orman sakinleri onu ziyarete geldi! Tavşancık havuçlu kek, Fındıkkıran fındıklı kurabiyeler, Bilge Baykuş da hikayeler getirdi. Ayı yavrusu 'Ben yalnız kalmak istemiştim ama bu çok daha güzel!' dedi gülümseyerek. Şakacı kuyu, yanlışlıkla da olsa, ona en çok ihtiyacı olan şeyi vermişti: arkadaşlık.
Artık Ayışığı Ormanı'nda herkes biliyordu ki, Dilek Kuyusu aslında kötü niyetli değildi. Sadece biraz şakacıydı ve her dileği kelimesi kelimesine yerine getiriyordu. Hayvanlar, dileklerini dikkatlice ifade etmeyi, bazen de ters oyunu oynamayı öğrenmişlerdi. En önemlisi, dileklerin sihirden değil, akıllıca düşünmekten ve birbirlerine yardım etmekten geldiğini anlamışlardı. Kuyu hâlâ ormanın ortasında duruyor ve ay ışığı altında parlıyor. Bazen yeni hayvanlar gelip dilek tutuyor, bazen de eski dostlar ziyaret edip 'ters dilek' oyunu oynuyor. Çünkü biliyorlar ki, en güzel dilekler paylaşıldığında ve başkalarını düşünerek tutulduğunda gerçek olur.