Unutkan Kasaba'nın İsim Avcıları

Aydede.com Tarafından Yazıldı

Unutkan Kasaba'nın İsim Avcıları

Bir zamanlar, şirin mi şirin bir kasaba varmış. Bu kasabanın bir ismi olmasına rağmen, kasabanın sakinleri bir türlü bu ismi hatırlayamazlarmış. Kasabanın belediye başkanı Bay Unutkan, en çok unutan kişiymiş. Bir sabah uyandığında kasabanın ismini yine unutmuş ve panik içinde kasaba meydanına koşmuş. 'Ey kasaba halkı!' diye bağırmış. 'Acaba kasabamızın ismi neydi? Kimse hatırlıyor mu?' Meydanda toplanan çocuklar, büyükler, yaşlılar birbirlerine bakmışlar. Kimse kasabanın ismini hatırlayamıyormuş. Küçük Zeynep, 'Belediye başkanı amca,' demiş, 'belki ismimiz bir yerlere yazılıdır?' Hep birlikte belediye binasına gitmişler. Kapının üzerinde, bayrak direğinde, tabelalarda kasabanın ismini aramışlar ama hiçbir yerde yazılı değilmiş. Sanki kasabanın ismi buharlaşıp uçup gitmiş.

Bay Unutkan çok üzülmüş. 'Bir kasabanın ismi olmadan nasıl bir kasaba olur?' diye düşünmüş. O sırada akıllı çocuk Ali elini kaldırmış. 'Başkan amca, belki ismimiz kaybolmamıştır, sadece saklanmıştır. Onu aramalıyız!' demiş. Bu fikir herkesin çok hoşuna gitmiş. Böylece tüm kasaba halkı 'İsim Avcıları' adını verdikleri bir ekip kurmuş. Herkes kasabanın ismini bulmak için farklı yerlere bakacakmış. Küçük Zeynep kütüphaneye gitmiş. Belki eski kitaplarda kasabanın ismi yazıyordur? Ali ise kasabanın yaşlı bilge çınar ağacına sormaya karar vermiş. Çınar ağacı yüz yaşından büyükmüş, belki o hatırlıyordur. Diğer çocuklar parka, oyun alanlarına, dükkanlara bakmaya başlamış. Her yer didik didik aranıyormuş ama kasabanın ismi bir türlü bulunamıyormuş.

Aramalar sürerken, kasabanın en küçük sakini dört yaşındaki Mina, bahçesinde oynuyormuş. Annesi ona kasabanın kayıp isminden bahsetmiş. Mina, 'Belki isim toprağın altındadır?' diye düşünmüş. Küçük bir kürek alıp bahçede kazmaya başlamış. Derken küreği bir şeye takılmış. Toprağın altından parlak, gümüş renkli bir kutu çıkmış. Kutunun üzerinde 'Kasabanın En Değerli Hazinesi' yazıyormuş. Mina heyecanla kutuyu açmış. İçinde eski, sararmış bir kağıt parçası varmış. Kağıdın üzerinde güzel bir yazıyla bir isim yazılıymış ama Mina henüz okumayı bilmediği için yazıyı okuyamamış. Hemen koşarak kutuyu Bay Unutkan'a götürmüş. Tüm kasaba halkı merakla belediye binasının önünde toplanmış.

Bay Unutkan titreyen elleriyle kutuyu açmış ve içindeki kağıdı çıkarmış. Kağıdı okumaya başlayınca yüzünde büyük bir gülümseme belirmiş. 'Bulduk! Kasabamızın ismini bulduk!' diye sevinçle bağırmış. 'Bu kağıtta kasabamızın kuruluş hikayesi ve ismi yazıyor. Bakın burada ne yazıyor: Bir zamanlar, bu topraklara ilk gelen aileler, buraya 'Nezaket Vadisi' adını vermişler. Çünkü burada yaşayan herkes birbirine karşı çok nazik ve yardımsevermiş. İsmini unutmamızın sebebi ise, son zamanlarda birbirimize karşı biraz daha az nazik olmaya başlamamızmış.' Bay Unutkan bu sözleri söylerken kasaba halkı birbirlerine mahcup mahcup bakmışlar. Hakikaten son zamanlarda biraz daha bencil davranmaya, birbirlerine 'lütfen' ve 'teşekkür ederim' dememeye başlamışlar.

Bay Unutkan kağıdı okumaya devam etmiş: 'Nezaket Vadisi'nin ismi, burada yaşayanlar nezaketlerini kaybettiklerinde unutulur. İsmi geri kazanmanın tek yolu ise, tekrar nazik davranmaya başlamaktır.' Kasaba halkı bu sözleri duyunca hemen harekete geçmiş. Küçük Ali, yaşlı komşusu Bayan Nuran'ın market torbalarını taşımış. Zeynep, küçük kardeşine sabırla resim yapmayı öğretmiş. Çocuklar parkta sırayla kaydıraktan kaymaya başlamış. Büyükler birbirlerine 'günaydın' demeyi, kapıları birbirleri için açık tutmayı, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeyi hatırlamış. Herkes tekrar nezaket kurallarını uygulamaya başladıkça, garip bir şey olmuş. Kasabanın girişindeki boş tabelada altın rengi harfler belirmeye başlamış: 'NEZAKET VADİSİ'.

Kasabanın ismi geri geldiğinde herkes çok sevinmiş. Bay Unutkan, 'Artık ismimizi asla unutmayacağız!' demiş. 'Çünkü biliyoruz ki ismimiz, davranışlarımızda saklı. Ne zaman nazik davranmayı unutsak, ismimiz de solup gidebilir.' Kasaba halkı bu önemli dersi asla unutmamaya karar vermiş. Her yıl 'Nezaket Haftası' düzenlemişler. Bu haftada herkes birbirine karşı ekstra nazik davranır, yardımseverlik yarışmaları düzenler, unutkanlıkla ilgili şakalar yaparlarmış. Mina, ismi bulan kişi olarak kasabanın küçük kahramanı ilan edilmiş. Keşfettiği gümüş kutu ise belediye binasında sergilenmeye başlamış. Nezaket Vadisi sakinleri, isimlerini bir daha asla unutmamışlar. Çünkü artık biliyorlarmış ki; gerçek isimler sadece harflerden değil, yürekten gelen nezaketten oluşur. Ve işte böylece, unutkan kasaba unutkanlığını yenmiş, hem ismini hem de nezaketini sonsuza kadar koruyacağını öğrenmiş.

Ebeveyn Notu

Bu masal, çocuklara nezaketin ve yardımlaşmanın önemini, aynı zamanda toplumsal değerlerin korunmasının gerekliliğini eğlenceli bir şekilde anlatıyor.

Masalın Mesajı

Gerçek değerler davranışlarımızda saklıdır; nezaket ve yardımlaşma bir toplumu güçlü kılan en önemli hazinelerdir.

Sohbet Soruları

  • Sence kasabanın ismini neden unutmuşlar?
  • Mina'nın yerinde olsaydın, kayıp ismi bulmak için nereye bakardın?
  • Nezaket Vadisi'nde yaşasaydın, insanlara nasıl yardım ederdin?
  • Sence neden nezaket kurallarına uyunca kasabanın ismi geri geldi?
  • Kendi çevrende nezaketi yaymak için neler yapabilirsin?