
Derin bir vadide, Ayışığı Köyü adında küçük bir yer vardı. Bu köyün en ilginç özelliği, köyün iki yakasını birleştiren taş köprülerdi. Ama bu sıradan köprüler değildi! Her gece, Ay Dede gökyüzünde parladığında, köprüler uykuya dalar ve rüyalarında yer değiştirirdi. Sabah uyandıklarında, bazen nehrin farklı bir yerinde, bazen de ormanın içinde bulurlardı kendilerini. Köylüler her sabah hangi köprü nerede uyanmış diye merakla pencerelerinden bakarlardı.

Köyün en meraklı çocuğu Deniz, bir gece dayanamayıp gizlice dışarı çıktı. Ay Dede'nin gümüş ışıkları altında, en yaşlı köprünün yavaşça uykuya daldığını gördü. Köprünün taşları mırıldanmaya başladı: 'Uyku zamanı, rüya zamanı, taşların dansı başlasın.' Deniz gözlerine inanamadı! Köprünün ayakları yavaşça topraktan çıktı ve köprü, tıpkı bir kedi gibi kıvrılarak uyumaya başladı.

Aniden, köprünün üzerinde minik ışıklar belirdi. Bunlar Uyku Peri'leriydi! En küçük peri Deniz'e doğru uçtu ve 'Merhaba küçük kaşif!' dedi. 'Biz köprülere her gece güzel rüyalar veriyoruz. Rüyalarında gezdikçe, taşlar yenileniyor ve daha güçlü oluyorlar.' Deniz şaşkınlıkla 'Peki neden yer değiştiriyorlar?' diye sordu. Peri gülümseyerek 'Çünkü her köprünün farklı bir hayali var! Biri ormanı, diğeri çiçek tarlasını, öteki dağları görmek istiyor.'
Uyku Peri'si Deniz'i diğer köprülere götürdü. Her köprü farklı şekilde uyuyordu: Biri mırıldanarak şarkı söylüyor, diğeri taşlarını hafifçe titretiyor, bir başkası da üzerinde çiçekler açtırıyordu. Peri anlattı: 'Eskiden köprüler çok mutsuzmuş. Hep aynı yerde durmaktan sıkılıyorlarmış. Ay Dede onlara acımış ve bize bu sihirli gücü vermiş. Şimdi her gece yeni yerler görüyor, yeni hikayeler öğreniyorlar.'
En ilginci, köprülerin rüyalarının gerçek olduğunu gördü Deniz. Bir köprü rüyasında kelebek görmüş, sabah uyandığında üzeri rengarenk kelebeklerle kaplanmıştı. Diğeri denizi rüyasında görmüş, etrafında deniz kabukları belirmişti. Peri 'Rüyalarımız dünyamızı şekillendirir,' dedi. 'Köprüler güzel rüyalar gördükçe, köyümüz de daha güzel oluyor.'
Sabah olmak üzereyken, peri Deniz'e bir sır verdi: 'Bu gece gördüklerini sakın unutma. Her canlının, hatta taşların bile hayalleri vardır. Sen de güzel rüyalar gör ki, dünyan güzelleşsin.' Deniz evine döndüğünde, artık köprülere farklı gözle bakıyordu. Onlar sadece taş yığınları değil, hayalleri olan canlı varlıklardı. Ertesi sabah tüm köye anlattığında, herkes köprülere daha çok saygı duymaya başladı.
O günden sonra, Ayışığı Köyü'nde bir gelenek başladı. Çocuklar her akşam köprülere güzel rüyalar diler, onlar için küçük şarkılar söyler oldu. Köprüler de bu sevgiden olsa gerek, daha da güzel yerlerde uyanmaya başladılar. Bazen bir şelalenin yanında, bazen gökkuşağının altında... Deniz büyüdüğünde bile, her gece penceresinden köprülere bakıp onların nerede uyuyakaldığını merak etmeyi sürdürdü. Çünkü biliyordu ki, hayal kurmak ve rüya görmek, dünyayı daha sihirli bir yer yapmanın en güzel yoluydu.