Yalnız Dağın Gümüş Arkadaşı

Aydede.com Tarafından Yazıldı

Yalnız Dağın Gümüş Arkadaşı

Çok çok eski zamanlarda, dünyanın en yüksek yerinde, adı Yalnız Dağ olan bir dağ yaşardı. Adı gibi, o gerçekten de çok yalnızdı. Etrafında onunla konuşacak ne bir ağaç, ne bir kuş, ne de başka bir dağ vardı. Sadece buzullar, sert kayalar ve sonsuz gökyüzü. Günler, güneşin sıcaklığıyla başlar, geceler ise dondurucu bir sessizlikle gelirdi. Yalnız Dağ, geceleri gökyüzündeki parlak yıldızlara bakarak onlarla arkadaş olmayı hayal ederdi. Ama yıldızlar çok uzaktaydı ve sadece göz kırpar, hiç konuşmazlardı. Dağın kalbi, taştan yapılmış olmasına rağmen, derin bir özlemle doluydu.

Bir gece, alışılmadık bir şey oldu. Gökyüzünde dolunay değil, incecik, gümüş bir hilal vardı. Bu, Ay'dı. Ama o gece Ay, her zamankinden daha parlaktı ve Yalnız Dağ'a doğru eğilmiş gibi duruyordu. Dağ, şaşkınlıkla ona baktı. Ay, yumuşak bir sesle, 'Merhaba Yalnız Dağ, seni uzun zamandır izliyorum. Bu kadar yüksekte tek başına olmak nasıl bir duygu?' diye sordu. Dağ önce inanamadı! Biri onunla konuşuyordu! Titreyerek, 'Çok... çok soğuk ve sessiz,' diye fısıldadı. Ay, 'Ben de bazen öyle hissediyorum,' dedi. 'Geceleri herkes uyurken ben gökyüzünde tek başıma dolaşırım. Ama seni gördüğümden beri, yalnız olmadığımı hissediyorum.' İşte o anda, Yalnız Dağ'ın taş kalbinde sıcak bir titreşim oluştu.

O geceden sonra Ay ve Yalnız Dağ, her gece buluşup sohbet etmeye başladılar. Ay, dünyanın diğer ucunda gördüğü okyanusları, dans eden kutup ışıklarını, uçan balonları anlatırdı. Yalnız Dağ ise, rüzgarın kayalara fısıldadığı eski şarkıları, ilkbaharda eriyen karların oluşturduğu minik dereleri paylaşırdı. Ay bazen dolunay olur, dağın üzerine öyle bir ışık yayardı ki, dağ gümüş bir pelerine bürünmüş gibi parlardı. Bazen de incecik bir hilal olur, dağın zirvesine adeta bir kolye gibi asılırdı. Dağ artık yalnız değildi. Onun gümüş bir arkadaşı vardı. Geceleri Ay'ın hikayelerini dinlemek, onun için en büyük mutluluk olmuştu.

Bir süre sonra, Ay'ın bazen gözden kaybolduğu geceler oldu. Bu, yeni ay zamanlarıydı. İlk başta Yalnız Dağ çok endişelendi. Arkadaşı nereye gitmişti? Gökyüzü bomboş ve karanlıktı. Ama sonra Ay ona bir sır verdi: 'Ben kaybolduğumda, aslında seni dinlemek için daha yakınına geliyorum. O zaman sen bana gündüzleri olanları, güneşin sıcaklığını, bulutların şekillerini anlat.' Dağ, bu sırrı öğrenince çok sevindi. Artık Ay görünmese bile, onun orada, yakınlarda olduğunu biliyordu. Hatta bazen, en karanlık gecelerde, dağ yüksek sesle şarkı söyler, Ay'ın onu duyduğunu hayal ederdi. Bu, aralarındaki özel bir oyundu.

Zaman geçtikçe, Yalnız Dağ'ın etrafında mucizeler olmaya başladı. Ay'ın gümüş ışığı ve dağın anlattığı hikayelerden ilham alan minik tohumlar, rüzgarla dağın eteklerine taşındı. Yavaş yavaş, çıplak kayalıklarda renk renk çiçekler açtı. Ay'ın ışığında parlayan kelebekler geldi. Dağ artık sadece taş ve buz değildi; canlı bir yuva olmuştu. Bir gece Ay, 'Gördün mü?' dedi gururla. 'Sen aslında hiç yalnız değildin. Sadece arkadaşlık ışığını bekliyordun. Şimdi senin sıcaklığın etrafa yayılıyor.' Yalnız Dağ, artık 'Yalnız' diye anılmak istemiyordu. Adı, 'Gümüş Işıklı Dağ' olarak değişti. Ama en önemlisi, gökyüzünde ona her gece gülümseyen, onu hiç yalnız bırakmayan bir arkadaşı vardı. Ve onların arkadaşlığı, yıldızlar parladığı sürece asla bitmeyecekti.

Ebeveyn Notu

Sevgili ebeveyn, bu masal, yalnızlık hissi ve gerçek arkadaşlığın nasıl beklenmedik yerlerden gelebileceği hakkında. Çocuğunuzla, gerçek arkadaşlığın ne demek olduğu ve doğadaki güzellikleri fark etmek hakkında konuşabilirsiniz.

Masalın Mesajı

Gerçek arkadaşlık, seni olduğun gibi kabul eder ve seni hiç yalnız bırakmaz. Bazen arkadaşlık, en beklenmedik yerden, hatta gökyüzünden bile gelebilir.

Sohbet Soruları

  • Sence Dağ, Ay gelmeden önce neden bu kadar yalnızdı?
  • Ay, dağa neler anlatmış olabilir? Sen olsaydın ne anlatırdın?
  • Dağın etrafında başka neler büyümüş olabilir? Hayal et!