
Leo, meraklı bir çocuktu. Odasında, büyükbabasından kalan eski bir saat koleksiyonu vardı. Bir gece, pencereden içeri süzülen ay ışığı, köşede duran küçük, paslı bir kum saatinin üzerine düştü. Kum saati tuhaf bir şekilde parlamaya başladı. Leo yaklaştı ve dikkatle baktı. İçindeki incecik kum taneleri, alışılmışın tersine, yukarı doğru akmaya başlamıştı! Heyecanla saati eline aldı. Aniden, odasındaki her şey hafifçe titredi ve renkler birbirine karıştı gibi oldu.

Ertesi sabah Leo uyandığında, her şey farklıydı. Kahvaltı masasında, süt kartonu boşalıyor gibi değil, yavaş yavaş doluyordu! Dışarı baktığında, kuşlar geri geri uçuyor, yapraklar yere düşmek yerine dallara doğru uçuşuyordu. Zaman tersine işliyordu! Leo önce biraz korktu ama sonra bunun bir macera olduğunu düşündü. Cebine sihirli kum saatini koyup sokağa çıktı. Parkta, bir kız çocuğunun dondurması erimiyor, tam tersine, damlayan her damla külahın üzerine geri dönüyordu. Leo gülümsedi.

Leo, zamanın bu ters akışını düzeltmek istedi. Belki de saati ters çevirmesi gerekiyordu? Parktaki büyük çınar ağacının yanına oturdu ve kum saatini inceledi. Saatin yanlarında, daha önce fark etmediği küçük, ışıltılı semboller vardı: bir güneş ve bir ay. Güneşe dokundu. Anında, etrafındaki her şey hızlandı! Kuşlar normal yönde ama çok hızlı uçmaya, çiçekler açıp solarak mevsimler hızla değişmeye başladı. Leo panikle aya sembolüne dokundu. Her şey yavaşladı, neredeyse durdu. Bir sincap, havada asılı kalmış bir cevizi yakalamak için çok yavaş hareket ediyordu.
Leo, saatin gücünü kontrol etmeyi öğrenmeliydi. Evine döndü ve büyükbabasının eski not defterlerini karıştırdı. Bir defterde, 'Zamanın Dengesi' başlıklı bir sayfa buldu. Yazıya göre, zaman bazen bir çocuğun saf merakı yüzünden şaşkına dönebilirmiş. Düzeltmek için, saati gece yarısı, ay tam tepedeyken, bir dilek tutarak orta yoluna getirmek gerekiyormuş. Leo sabırsızlıkla akşam olmasını bekledi. Saat gece yarısını gösterdiğinde, pencerenin önüne oturdu, kum saatini avucunun içine aldı ve ay ışığının altında, 'Zamanın normal aksın, ama biraz sihir hep kalsın' diye içinden geçirdi.
Kum saati parlak bir ışıkla parladı ve içindeki kum artık aşağı doğru normal şekilde akmaya başladı. Leo dışarı baktı. Her şey normale dönmüştü. Kuşlar ileri uçuyor, sokak lambaları sabit yanıyordu. Ama bir fark vardı: Leo, artık zamanın ne kadar değerli olduğunu ve bazen yavaşlayıp anın tadını çıkarmanın güzelliğini anlamıştı. Sihirli kum saatini koleksiyonunun arasına, özel bir köşeye koydu. O gece rüyasında, hem ileri hem geri, hem hızlı hem yavaş akan zaman nehirlerinde uçtuğunu gördü ve uyandığında yüzünde bir gülümsemeyle, o günü dolu dolu yaşamak için sabırsızlanıyordu.